Translate

ZODYAK SİSTEMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ZODYAK SİSTEMİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22.10.2017

VESTA ( HESTİA)

VESTA ( HESTİA)

Yunan Mitolojisi Titanlar'ın anne ve babası olan Uranüs ve Gaea ile başlar, Gaea'nın yönlendirmesi ile Titanlar Uranüs'ün liderliğini devirip, genç erkek kardeşleri (Kronos) Satürn'ü başa geçirirler. Satürn kız kardeşi Rhea ile evlenir ve bu birliktelikten 6 tane Tanrı doğar. Zeus, Hera, Hades, Poseidon, Demeter ve Hestia (Vesta).
Kronos'dan sonra başa geçen Zeus; Athena, Apollo, Artemis, Ares, Hepaestus, Hermes, Dionysos ve Afrodit'in babasıdır. Bu saydığımız Tanrı ve Tanrıçaların hepsi Olimpos Dağı grubundandır ve bizim güneş sistemimizdeki planetlerle eşleşirler.
Roma uygarlığının yükselmesiyle Yunan mitolojisindeki isimler Romalıların koyduğu isimlerle değişime uğramıştır. Hestia Vesta olmuş; Demeter Ceres olmuş; Hera Juno olmuş; Poseidon Neptün olmuştur. Bu grubun içinde yer alan bütün Tanrı ve Tanrıçalar burçların yöneticileri olmuşlardır. Sadece iki burcun yöneticilerine isim verilememiştir. Bunlar Boğa Burcu ve Başak Burcudur. Bu konuya daha ilerideki derlemelerde değineceğim. Bu günkü konumuz Başak Burcunun yönetici kadrosunda mitolojik bir arketip oluşturan Vesta, diğer adıyla Hestia'dır.
KALBİNİZİN TANRIÇASI VESTA
Hemen hemen bütün eski kabilelerde köyün merkezi veya evin merkezi kainatın merkezinin bir sembolü olarak kabul edilirdi. Bu tip inanışların temelinde insanoğlunun mikrokosmos olarak görülmesi yatmaktadır. İnanışa göre biz hepimiz birer minyatür evreniz. Köyün içindeki evlerde yanan ateş, ailemizin sembolize ettiği evrenin görünen bir merkezi olarak değerlendiriliyordu. Vesta'nın Yunanca ismi olan Hestia'nın tam kelime anlamı "Yürek" dir. Yüreğinizdeki ateş yaşam enerjinizin sembolik merkezidir. Kalbinizdeki ateş var olma enerjinizi yeniler ve size yaşamınızı sürdürmek için ihtiyacınız olan ilhamı verir.
Sözünü ettiğimiz enerjiyi bu günkü aile ortamında herkes televizyon başına toplanmışken algılamanız çok zor olacaktır. Ancak kendinizi şömine başında veya kamp ateşi etrafında toplanmışken hayal edin. Ateşi seyrederken düşüncelerinizi berraklaştıran, kendi içinizdeki bütünlüğü yakalamanızı kolaylaştıran sakinleştirici etkisini kolayca farkedebilirsiniz. Bu süreçte beyninizin sol tarafından ziyade sağ yanı çalışmaktadır. Belki bu anda ilk insanın özüne birazcık yaklaşabildiğinizi hissedebilirsiniz. Vesta'nın niyeti konsantrasyonunuzu arttırmak, ruhani yanınızı güçlendirmektir. Bu yüzden bizim en yoğun dikkatimizi sağlamaya çalışır.
Hestia, Kronos ile Rhea'nın doğan ilk çocuğudur. Dolayısıyla Kronos kustuğunda son çıkandır. Bu yüzden Vesta hem başlangıcı hem de sonu ifade eder. Sonsuza kadar bakire, sessiz sakin bir şekilde ruhani doğasına sadık kalmak için yemin etmiştir. Olimpos'taki hiç bir kavgaya karışmamak için hep ayrı durmuştur. Dionysus Olimpos'un Tanrıları arasına katılacağı zaman Titanlardan birinin kendi yerinden feragat etmesi gerekiyordu. Çünkü Olimpos'da sadece 12 Tanrıya yer vardı. Vesta kendiliğinden ayrılmak isteyerek saygınlığını sarsılmaz derecede kuvvetlendirmiştir. Ayrıca bunu yapmasının bir nedeni de Olimpos'un bitip tükenmez kıskançlıklarından usanmış olmasıydı.
Vesta Astreoidlerin içinde en parlak olanıdır. Bu da O'nun mukaddes ateşin koruyucusu imajına uymaktadır. Prometheus ateşi insanoğluna vermek için Tanrılardan çalmış olabilir (bknz Uranüs) ancak ateşin canlı kalmasını sağlayan Vesta'dır. Bazı astrologlar Vesta'yı Başak burcunun yöneticisi olarak tanımlarken bazıları da mukaddes ve ruhani ateşi temsil ettiği için Yay ve Akrep burcunun yöneticileri arasında Vesta'ya yer vermektedirler. Aslında Vesta'nın temsil ettiği ateş ihtiraslarımızı yaşamamız için bizi motive eden bir enerjidir. Joseph Campbell'in dediği gibi Vesta içimizdeki saadetin takipçisidir.
Haritanızda Vesta'nın bulunduğu ev ve burç odaklanacağınız yeri ve ulaşmak için izleyeceğiniz yöntemi belirleyebilir. Belki de burası kendinizi tanımlarken kullanacağınız en önemli özelliğinizi gösterebilir. Mesela ünlü Astrolog Dane Rudhyar 'ın Vesta'sı Kova burcundadır ve kendisi insanmerkezli astrolojinin öncülerindendir. Ülkelerin haritalarından örnek vermek gerekirse, Fransa'nın Vesta'sı Aslan Burcundadır. Bu ülkede aşk, sanat ve güzellik her şeyin üzerinde taktir görür. İngiltere'nin Vesta'sı Oğlak burcundadır, bu konum ülkenin geleneklerini ne kadar onurlandırdığını bize göstermektedir.
Haritada sağlıklı bir şekilde konumlanmış Vesta kişinin içindeki ateşi ne kadar kolay odaklayabildiğini ve bu gücü kolaylıkla belli bir ideali ve hedefi için kullanabildiğini gösterir. Bu bakış açısına göre haritada zor bir konumda olan Vesta kişinin yönelim ve konsantrasyon eksikliği içinde olabileceğini gösterecektir. Bu kişinin içindeki ateş zayıf yandığı için kalabalık önünde farklı bir kişilik sergilemekten çekinebilir. Kendisi olmakta zorluk çekebilir. Veya başkalarının kendisinden yararlanmalarına karşı koyamayabilir. Aynı zamanda bu durum zayıf bağışıklık sisteminin habercisi de olabilir. Vücut dışarıdan gelen mikroorganizmalarla savaşmakta aciz kalabilir, tıpkı kendisini fiziksel veya ruhani anlamda ele geçirmek isteyenlere karşı zayıflık hissettiği gibi.
Cinsel tacize maruz kalmış insanların haritalarında bazen Vesta'nın Mars'a, Jüpiter'e veya Pluto'ya güçlü açılar yapmakta olduğunu görürüz. Vesta Satürn kontakları güçlü babayı gösterebilir ve çocuk babadan korkarak yaşar. Çocukken taciz edilmiş kişiler veya eşleri tarafından taciz edilenlerin haritalarında hemen fark edilen ancak zor durumda olan bir Vesta görebiliriz. Bu durumdaki bir Vesta savaşmak için hevesli ve hazır olamayacaktır. Bu insanlar başkalarının gölgelerinde yaşamaya daha meğilli olacaklardır, fakat zaman ilerledikçe doğal olarak kendi ruhlarını güçlendirerek ve hedeflerine ulaşmak için belli bir disiplin içine girip özgürlüklerine kavuşabilirler.
Vesta Astreoidler içinde yörüngesi Mars'a en yakın olanıdır. Bu özelliği nedeniyle Mars'la ilintili bazı özelliklerine değinilir. İkisi de cinsel kutuplaşmayı ve bu alandaki muhtemel problemleri işaret edebilir.
Sonuç olarak Vesta harita analizinde kişinin ruhsal yönelimine işaret edecektir. Yani kişi bilinçli olarak ruhani yolunu izliyor mu? Ya da kolayca yüreğinin götürdüğü yere gidebiliyor mu? Vesta ilginin ve yönelimin kolayca odaklanmasına yardımcı olur. O içinizdeki ateşin koruyuculuğu için çok heveslidir. Fakat belki de hayatınızda geliştirdiğiniz aşırı kontrol, yıllar içinde O'nun varlığını size unutturmuş olabilir.
İleride Vesta'yı burçların mitolojik arketiplerini işlerken tekrar göreceğiz. Özellikle Başak, Yay ve Oğlak burçlarının arketiplerinde Vesta tekrar karşımıza çıkacak.      
 Hazırlayan: Meltem Ersoy
Kaynaklar :
"Asteroids in the Birth Chart" Emma Bella Donath
" Mythic Astrology" Ariel Guttman & Kenneth Johnson

21.09.2017

SABİT YILDIZLAR

SABİT YILDIZLAR

Sabit yıldızlar dünyaya göre durağan görünürler. Yılda yarım dakikadan az ilerleme oluştuğundan ortalama yetmiş iki yıl sonra ancak 1 derece ilerleme kaydederler.
Birçok modern astrolog sabit yıldızlar için 1 derecelik dar bir orb alanı alırlar.Sabit yıldızlar ışık yaymadığı kabl edildiğinden açılarına dikkat edilmez. Etkilerini yalnızca kavuşum ve paralellik ile ortaya çıkarırlar.
Bazı astrologlar karşıtlıkta da etkili olduklarını söylerler.

Koç burcundaki sabit yıldızlar: 
Kerb: 1derece 03 " koç : (Mars/Merkür karakteri )sevdiği tarafından evlilik öncesi yüzüstü bırakılma tehlikesi  nötr
Dİfda/denep/ kaitos : 2 derece 35 " koç (Saturn karakteri) tembellik, sinirlilik, kendi kendine zarar verme, hastalık, kayıp, utangaçlık, çekingenlik,  olumsuz
Algenip :9 derece 09" koç (Mars/Merkür karakteri) hırs, kendini beğenmek, önsezi, heyecan ve coşku, kötü zanlar olumsuz
Alderamin : 12 derece 47" koç ( jupiter/saturn ) ciddiyet, katılık ve acımasızlık, kararlılık, ciddi sorunlar, drama ve şiirsellik olumlu
Alpheratz: 14 derece 18" koç (venus) popülerlik, ün, beğenilme, güzellik ve zerafet, bağımsızlık olumlu
Baten kaitos : 21 derece 48" koç (saturn) izolasyon, depresyon, kazalar, göç etmek, gemi kazaları  olumsuz
Acamar : 23 derece 16" koç (jupiter) toplum önünde başarı, kiliseye ilişkin başarılar olumlu
Alrisha: 29 derece 23" koç: (mars/merkur) gruplar üzerinde birleştirici etki  olumlu

Boğa burcundaki sabit yıldızlar :
Mirach : 0 derce 24" boğa (venus) güzellik, aşk ve sevme becerisi,evlilik ile gelen talih olumlu
Sharatan:3 derece 49boğa  (mars/ saturn) :şidet,yenilgiler, kaza, tehlikeler ve ayrıca şeref rütbeleri nötr
Hamal: 7 derece 40 " boğa (mars/ saturn) şiddet ve zalimlik, gaddarlık, aynı zamanda iyileştiren şifa veren olumsuz
Schedir: 7 derece 48 " boğa : (saturn/venus)  astroloji, mistisizm, yazarlık olumlu
Almach: 14 derece 15" boğa: (venus) venusyen alanlarda başarı, artistik yetenek, popülarite olumlu
Menkar:14 derece 19 " boğa (saturn/ venus) hastalıklar, boğaz bölgesi ile alakalı problemler, rezaletler, felaketler, vahşi hayvan saldırıları, adaletsiz düşmanlıklar olumsuz
Rana: 20 derece 12 boğa:  bilgi ve kültür sevgisi, birçok yolculuk, birçok değişiklik, otorite konumunda olma, deniz kazaları, boğulma olumlu
Zaurak : 23 derece 52" boğa: (saturn) melankoli, ölüm korkusu ve intihar meyli olumsuz
Caput Alkol: 26 derece 10 " boğa : (saturn/jupiter ) düğümlenme, boyunun vurulması, boyun ile alakalı tehlikler, katledilmek, şiddet çok olumsuz
Pleaides (7 kızkardeşler alycone la ilgili): 29 derece 58" boğa : körlük, kazalar, eşcinsellik, feminen güçler olumsuz

İkizler burcundaki sabit yıldızlar :
Alycone: (plaidesin merkez yıldızı) : 0derece 00 " ikizler(ay/ jüpiter) :hırs, şan ve şeref, karşı cins ile problemler nötr
Hyades : 5derece 45 " ikizler : (saturn/merkür)skandal, şiddet, rezil olmak, hapse girmek olumsuz
Aldebaran –Boğanın kuzey gözü : 9 derece 47" ikizler (Mars) : kraliyet yıldızı, Mikail meleğin yayı , doğunun nöbetçisi,  belagat yeteneği, yüksek itibar, dürstlük, ün, cesaret, kışkırtma, savaş olumsuz
Cursa : 15 derece 17 " ikizler (saturn): kaderin uzantıları,  sürekli dalgalanan duygular,  hayatın ritminde karşı konulamayan değişiklikler, unutulmuşluk hissi. Olumlu
 Rigel –Orionun ayağı : 16 derece 50" ikizler (Jüpiter/mars)  teknik ve artistik yetenek, mucitlik, onur, şeref, zenginlik ve mutluluk Olumlu
Bellatriks- Orionun sol omzu: 21derece 28" (mars/merkür) gevezelik, kazalar ve ani skandal rezaletler olumsuz
Capella 21derece 51 " ikizler: (mars/merkür) : başkalarının işlerine burnunu sokmak, açık fikirlilik ve güçlü arkadaşlar Olumlu
Phact :22 derece 16 ikizler (Venüs/Merkür/Uranüs) sanat ya da bilimde yetenek Olumlu
El nath :22 derece 26" ikizler(mars) şans, başarı, servet, inatçılık ve tartışmalar Olumlu
Alnilam : 23 derece 49" (saturn/jupiter) kısa süreli ün, skandal,  çabuk sinirlenme Olumlu
Al hecka 24 derece 42 " (mars) : ün ,servet, hırs, güç ve nedensiz kavgalara meyil. Olumlu
Polaris- Kutup yıldızı : 28 derece 34 " (saturn/venüs) hastalılar, problemler, kayıplar, çatışmalar, ruhsal güç. Olumsuz
Betelguese- Orionun sağ omzu :28 derece 45 " (mars/merkür) : felaketler, tehlike ve şiddet Olumsuz

Yengeç burcundaki sabit yıldızlar :
Propus : 3 derece 26" yengeç : (saturn) :aşırı kendin güven, utanmazlık, gurur, kibir ve şiddet Olumsuz
Alhena, almeisan-9 derece 6" yengeç: (Merkür/Venüs/jüpiter) aşırı hassasiyet ve duyarlılık, yaratıcı hayal gücü, artistik yetenekler, yazarlık, ayaklar için zarar görme yaralanma
Olumlu
Alzirr: 11 derece13 " yengeç: (Merkür/Venüs/jüpiter) :avcılık, bunaltıcı şehirler, preslerin intikamı, servet kaybı, hastalık, problemler, ünü kaybetme, çatışmalar ve dizlerden zarar görme, yaralanma Olumsuz
Sirius : 14 derece 5 " yengeç(Jüpiter/mars) : azim, gurur, duygusallık, liderlik, şöhret servet, yangınlar, suda boğulma, acelecilikten gelen tehlikeler  Olumlu
Canopus : 14 derece 51 " yengeç (satur/jupiter) : yolculuklari talihsizlikler, şiddet ve skandallar Olumsuz
Castor : 20 derece 14 " yengeç : (saturn/mars/venus) : ani gelen kayıplar ve ani gelen şöhret, ayrı aykırı olma, keskin zihin, şiddet, hasarlar  olumsuz
Pollux : 23 derece 13" yengeç : (mars/ay/Uranüs) : derin spekülasyon, cesaret, küstahlığa varan cüret, astroloji, felaketler, rezaletler, ölüm, afetler Olumsuz
Procyon: 25 derece 47" yengeç: (mars/merkür) : şiddet, felaketlerden sonra gelen başarı, okkült, politikalar ve dağılmalar Oumsuz 


MEZOPOTAMYA ASTROLOJİSİ

MEZOPOTAMYA
  Daha önceki bölümde söz edilenlere dayanarak, en geç İ.Ö. 1800'lerde yıldızların isimlerine kavuşmuş olduğunu ve  insanların yıldızlara tapınmaya devam ettiklerini kesin olarak bilmekteyiz. En parlak üç gezegen olan güneş, ay ve Venüs (güneş ve ay astrolojide günümüzde hala gezegen olarak kabul edilmektedir) Enuma Anu Enlil'in  (İ.Ö. yedinci yüzyıl) sonraları yaptığı kehanet yorumunda önemli bir rol oynamaktadır. [12]
  Orada Enuma Anu Enlil'de belirli tanrıların özelliklerinin gezegenlerin özellikleriyle aynı olduğunu görmekteyiz. Böylelikle, kadim Babil'deki yaşamın ve ışık veren tanrı Shamash'ın (Kutsal Güneş) özellikleri güneşin özelliklerine tekabül etmekte, Tanrı Sin'in genelde güzel olan özellikleri ise ayın özelliklerine tekabül etmektedir. Sevgi tanrıçası ve ana tanrıça, şifacı ve bitkisel yaşamın gelişmesine yardım eden İştar ise Venüs'e tekabül etmektedir.
[13] Ay tanrısının (Sümerde Nanna) kadim dönemde belirgin bir önceliğinin oluşu dikkate değerdir. Bu daha sonra değişmiş, bazı ilahilerde Venüs tanrıçasından (Sümerde İnanna) göklerin kraliçesi olarak söz edilmiş, gökler ve ayaklarının altındaki toprak tarafından taçlandırılmıştır. Bu göklerin kraliçesi Mısır'da Tanrıça İsis olarak, Hıristiyan inancında ise Meryem Ana olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu üçü, baba, anne ve göksel çocuk olarak görülmektedir. Göksel çocuğu olan benzer göksel anne babalar Mısır'da Horus inancından dolayı bilinirken Hıristiyan inancında da varolduğu bilinmektedir.
  Ancak, diğer dört gezegen olan Merkür, Mars, Jüpiter ve Satürn de Enuma Anu Enlil'in kehanetlerinde yer almaktadır. Enuma Eliş'in (İ.Ö. 1500 dolayları) mitlerinin Babil versiyonunda ise Babil tanrısı Marduk panteonun liderliğini ele geçirir. Sonraları, kültür ve bilim filizlendiğinde ise Tanrı Nabu önemli bir pozisyona geçmektedir. Marduk'un özellikleri Jüpiter Gezegeni'ne, Nabu'nunkiler ise Merkür'e atfedilmektedir.
  Gezegen tanrılarının her birinin, Sümer ve Babil kültürleri sürecinde değişen belirli bir tesir alanları vardır, bunlar Enuma Anu Enlil'in astrolojik kehanet yazıtlarında tek formlu bir resme dönüşmektedir.
(Ninive Kralı Asurbanipal'in İ.Ö. 669-626 yılları arasındaki geniş kütüphanesindeki yetmiş kil tablet)
  Yıldız-tanrıların mitleri, bu tanrıların hangi fonksiyonlara sahip olduklarını ve neleri yapmaya muktedir olduklarını da tarif etmektedir. Bu özellikler ve etki alanları oldukça çeşitlidir ve doğal fenomenler; bitkiler, hayvanlar ile sanat, politika veya inançsal alanları kuşatan bir tesire sahiptir. Bu özelliklerin kısa bir özeti şöyle olmaktadır: Güneş hayatı ve aynı zamanda da ölüm ötesiyle birlikte ölüm getiren kuraklığı tezahür ettirir. Ay genel olarak yaşam ve büyüme için yararlıdır; İştar-Venüs akşam güneşi, mücadele olarakta sevgi ve sabah güneşi, Nergal-Mars savaş ve ölüm, Nabu-Merkür bilgi ve bilim, Marduk-Jüpiter manevi ve dünyevi kuralları ve Nimib-Satürn ise zor çalışmaları (bilginlerin yaptığı türden), geçici ve zor olan her şey olarak tezahür eder.[14]

Resim: Babil Kralı Melichipak II.'nin güneş, ay ve Venüs'ün olduğu Kundurru taşı (sınır taşı). W. Knappich'den.
  Gezegen pozisyonlarını temel alan kehanet yorumlamasının Mezopotamya'nın sınırlarının ötesine genişlemesi sürecinde tanrıların isimleri çeşitli kültürlere ve dillere göre uyumlandırılmış ancak özellikleri, çoğu kısmı değişmeden kalmıştır. Böylelikle Yunan çağında "Nergal" "Ares" olmuş, Roma Devri'nde ise "Ares" "Mars"a dönüşmüş, ancak bütün bu dönemler boyunca "savaş ve ölümün yıldız-tanrısı" olma özelliğini hep korumuştur. "İştar" ise "Afrodit", sonra da "Venüs"e dönüşmüş ve Babil dönemindeki savaşçı yanı sonradan kaybolmasına rağmen sevgi ve bitkisel gelişim (horticulture) tanrısı olan yanı her zaman kaybolmadan kalmıştır. "Marduk" "Zeus" olmuş, ardından da Jüpiter'e dönüşmüştür.[15] Gezegen aynı kalmış, onun ihtişamlı-ruhani yönünü temsil eden yükseltilmiş pozisyonu da özünde değişmeden kalmıştır.
  Önce Yunan'a, ardından Roma'ya ait gezegen-tanrılar Avrupa Din Tarihi'ni yaşatmışlar ve günümüze kadar da gelmişlerdir. Yedi günden oluşan hafta kavramı ise Roma Dilleri'nde net olarak izlenebilmektedir ve yedi gezegen tanrısından sonra isimlendirilmiştir. Practicae'de on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda, bu Romalı gezegen-tanrılar genellikle tahta kalıpla basılmış resimler formundaki sembolleriyle ortaya çıkmaktadır. Söz konusu zamanda, gezegenlerin tanrılar tarafından yönetildiği düşüncesi hala mevcuttu.
  On dokuzuncu ve yirminci yüzyılların astrolojisi de tamamen bu tradisyona dahildir. Astrologların büyük çoğunluğu artık yıldız-tanrılardan bahsetmeyip onları insanların içinde varolan güçler olarak anlıyor olsa da; doğanın ve kozmosun tamamında, Babil yıldız dininin oluşturduğu özellikler temel olarak değişmeden kalmış ve günümüze kadar gelmiştir.
  Babil yıldız-kültü, sonraki astrolojinin özü ve arşetipi olmuştur. Söz konusu yıldız-kültü aynı zamanda yedi gezegenin, durağan yıldızların ve takımyıldızlar olarak birleşen durağan yıldız gruplarının da tanrılar olarak sayıldığı bu inançsal-dinsel öze ait olmaktadır. İ.Ö. 1200 yılları civarında, içine kazınmış çeşitli takımyıldız sayılarını gösteren pek çok sınır taşını bilmekteyiz. Tüm gökyüzü takımyıldızlarla kaplıdır ve dolayısıyla yıldız-tanrıların sayısı da belirlenemeyecek kadar çoktur.
  Güneşin yıllık dönüşünün geniş şeridi, her biri 30 derece olan 12 eşit bölüme ayrıldığında net bir düzen ilk defa olarak kurulmuş oldu. Bu bölümler şu anda güneş yörüngesini, zodyak burçları adı verilen net bir sayıya bölmektedir. Bunlara kadim Yunan'da "zodiakos" adı verilirdi. Zodia kelimesi yaşam formu anlamına gelmektedir. Bu da, yaşamın ilahi (yada şeytani) bir varlık olarak saygı gören her bir burca sunulduğunu göstermektedir. Aynı zamanda bu zodyak burçları ve gezegenler kısmen mevsimlere de karşılık gelmektedir.
  Zodyak burçlarının nasıl oluştuğu henüz tamamen açıklanmış değildir. Klasik filolog Franz Boll, burçların sadece takım yıldızlardan ekliptiğe (Dünyanın etrafını dolaşan ve tropiklere değen büyük halka) yapılan aktarımlar olmadığını, ekliptiğin birkaç durağan yıldızdan oluştuğunu ve zodyak burçlarının tamamen tersine, onlara göre çok daha büyük olup; görünen güneş yörüngesinin uzaysal bölünmesi yoluyla ortaya çıktıklarını yakalamıştır.[16] Dolayısıyla zodyak burçları (astronomik açıdan değerlendirildiğinde) güneşin yıllık yörüngesinin yoğun olarak gözlenmesinin sonucudur. 
  Bu, ilkbahar ekinoksu ile başlar, yaz gündönümü, sonbahar ekinoksu ile devam eder ve yine ilkbahar başlangıcında yıllık siklusunu tamamlamış olur, böylelikle orta dört ana nokta çıkar ve bunların her biri zodyağın başlangıç burcunu belirlemektedirler.
  Zodyağın on iki bölüme ayrılışı ilk defa İ.Ö. 419 yılında[17] çiviyazısıyla yazılmış bir kitabede açıklanmıştır. Ancak, güneş yörüngesinin dörde bölünüşünden bu 12 bölüme ayrılmış haline nasıl geldiği bugün güçlükle ortaya çıkarılabilmektedir. Yine de bu gezegenlerin ve astrolojinin iskeletinin Avrupa geleneğinde günümüzdeki haline gelişini sağlamıştır.
  Gezegenlere ve Zodyak burçlarına tanrılar ya da tanrıların evleri olarak tapınıldığı Sümer ve Babil dönemlerinde  göksel cisimlere ilave olarak, astrolojinin bilimsel bir dalı da şekillenmeye başlıyordu; gözlemsel ve hesaplamalı astronomi.
  Bu bilim dalı yalnızca rahiplere özeldi. Tapınakların inşa ediliş şekilleri yalnızca yıldız tanrılara tapınmaya değil, aynı zamanda da görünür göksel cisimlerin hesaplanmasına hizmet ediyordu. Gerçekte bu hesaplama bizim anlayışımızla bilim değildi, daha çok bir dini uygulamaya aitti. Yıldız tanrıların karar verme çalışmalarına hizmet ediyordu; yani savaş mı yoksa barış zamanları mı, hastalık ya da açlık mı yoksa bol ürün mü göndereceklerdi?...
  Enuma Anu Enlil'in kehanet metinleri aynı zamanda gezegenlerin hareketlerini ve onların diğer gezegenlerle oluşturdukları takımyıldızların hesaplanan pozisyonlarını bildirmektedir.
[18] Özellikle korkulan ay ve güneş tutulmalarının zamanları için yapılan önceden tahmin etme çalışmalarının İ.Ö. 747'lere uzandığı biliniyor. [19] Benzer şekilde, gökyüzünün merkezi, Zenit (başucu noktası), kesin olarak doğudan yükseliş ve yükselen şeklinde belirlenebilir.
  Şu andan itibaren astrolojiden bilimsel gözlem ile yıldızlara tanrı olarak tapınmanın birleşiminden oluşan bir anlayış ile söz edebiliriz.
  Bütün detaylar burada açıklanamasa da, gök cisimlerine inançsal bir yaklaşımla tapınılmasının gözlemsel bilime ne kadar bağlı olduğu; astrolojinin aynı zamanda hem din hem de bilim olmak isteği yukarıda anlatılanlardan çok net anlaşılmaktadır. Ve aynı zamanda da Astrolojiyi meydana getiren temel prensibin de altı çizilmiş olmaktadır.
Kozmosun ilahi bir biçimde düzenlendiği ve yönetildiği içsel bir inançtır ve gökyüzünde meydana gelen ve hesaplanabilen her şey, dünyadaki olaylarla gizemli bir şekilde yakından ilişkilidir.
  Mezopotamya astrolojisi, gelişmiş hesaplama yöntemleriyle birlikte, Helenistik Dönem'de tüm Akdeniz Bölgesi'nde hızla yayılmıştır. İ.S. 280 yılında, Babil'li Marduk rahibi Berossos, bir Yunan Adası olan Kos'ta bir astroloji okulu kurdu. Atinalıları önceden bildikleriyle öyle etkilemişti ki, altından dili olan bir küçük heykeli ona ithaf etmişlerdi. [20] Bu süreçte, bireysel doğum astrolojisi popülerlik kazanmıştı. Astrologlar daha önce ülke meseleleri ve doğal olayları gözlemlerken, horoskoplar artık bireyler için de üretiliyordu. Horoskoplar doğum anı için doğum yeri göz önüne alınarak ve bireyin yaşam süreci, eğilimleri ile ilgili bilgi sağlamak amacıyla üretiliyordu. Hala mevcut olduğu bilinen en eski doğum horoskopu daha önce de bahsedildiği gibi İ.Ö.410 yılına uzanmaktadır.
  Özetleyecek olursak; Sümer-Babil astrolojisi net olarak, gök cisimlerine tanrılar olarak tapınılmasının ve insanların kendi yollarını hesaplamasının (yol haritalarını belirlemelerinin) kesin yöntemlerinin çağdaş gelişimidir. Mısır astrolojisinde, gezegenlerin kesin olarak hesaplanmasının daha az önemli olduğunu biliyoruz. Ayrıca  kozmosun inançsal bütünlüğünü ve insanı  temel aldığı da gerçektir ancak daha detaylı bakıldığında astrolojideki diğer yönleri önemsediği görülmektedir.

EZOTERİK ASTROLOJİ

Ezoterik Astroloji
  Bilimsel yöntemlerin artan kesinliği ve rasyonelliğe adanan bir teoloji, astrolojinin onsekizinci ve ondokuzuncu yüzyıllarda kabul gören bir kültürden çıkarılmış olduğu gerçeğinin yanında aynı zamanda güven oluşturan bir tablo çizmektedir. Bununla birlikte, astroloji bir yeniden canlanma süreci yaşamaktadır, ancak bu elbette gelişen doğal bilimler dahilinde değil, öncelikle ezoterik halkalar dahilinde olmaktadır. 1875'te, Theosophical Society (Teozofi Derneği) kuruldu. Bu derneğin kurucuları, öte alemden bazı varlıklardan, bazı üstatlardan talimatlar aldıklarını açıkladılar. Onlardan, tüm dinlerde varolan ezoterik öğretilerin bilinmesini sağlamaları talimatını almışlardı. Kısmen Budist ve Hindu öğretilerine ve aynı zamanda da mistik Hıristiyan ve Yahudi tradisyonlarına güveniyorlar ve onları kendileirne göre yorumluyorlardı.
  Modern doğal bilimler ve sihirli, ilahi güçlerle dolu olan dünyanın ruhsal doğası hakkında konuşmak öncelikli ilgi alanlarıydı. Tüm doğa, taşlar, bitkiler, hayvanlar, kadim zamanlarda olduğu gibi gizemli ilahi güçlerle doluydu. Teozofik öğretilere göre, kabul edilen doğal bilimler tamamlanmış sayılamaz, çünkü onlar sadece doğaya dair çanağın dışını araştırmaktadır. Yani doğada işler halde olan canlı, spiritüel güçler doğal bilimlerde göz önüne alınmamaktadır. Dolayısıyla teozoflara göre, gezegenler sadece cansız, fiziksel cisimler olarak görülmemelidir. Aynı zamanda cansız cisimler oldukları da doğrudur, ancak içlerinde onlarla birlikte çalışan canlı özlere sahiptirler.
  Bu bağlamda, astroloji ondokuzuncu yüzyılın sonunda yeniden gelişebilme potansiyeline sahipti. Gezegenler ve zodyak burçları şimdi tekrar ortadaydı, hatta bunlar, doğal özelliklerine ilave olarak, kendilerinden gizemli ışınların yayınlandığı tanrılar olarak görülmekteydiler. İngiliz Alice Ann Bailey (1880-1949) Esoteric Astrology (Ezoterik Astroloji) [48] adında, modern astrolojinin dünya görüşü açısından vazgeçilmez olan kitaplardan birini yazmıştır. Burada zodyağın çeşitli gezegenleri ve burçları, onlara tekabül eden güçler ve fonksiyonlarla birlikte açıklanmaktadır. Alice Bailey'e göre, görünür kozmos tüm göksel cisimleriyle birlikte belirli bir göksel hiyerarşiyi yansıtmaktadır. O aynı zamanda İsa ile, bu göksel hiyerarşi içindeki astrolojik-kozmik yorumuyla da ilgilenmektedir. Ayrıca, yakın zamanda gerçekleşecek olan "İsa'nın ikinci gelişi" ile birlikte bir "Yeni Çağ"ın başlayacağını savunmuştur.  
  Alice Bailey, astrolojinin dünya görüşünü tıpkı kadim astrologlar gibi kozmosu açıklayarak yeniden canlandırmıştır. Bu görüşe göre gezegenler belirli ruhsal varlıklara tekabül ediyordu. Bailey aynı zamanda yakın zamanda gerçekleşecek olan "ikinci kez geliş"i de astrolojik olarak yakında gerçekleşecek olan "Kova Burcu çağı" [49]  ile ilgili olarak açıklamıştır. Söz konusu Kova Burcu Çağı, gerçek bir astronomik hesaplama üzerine dayalıdır; ilkbaharın başlangıcı zodyakta dünyanın kendi ekseninde belirli bir hareketine bağlı olarak yavaşça ilerler ve yirminci yüzyılın sonunda "Balık" burcundan çıkarak "Kova" burcuna girer. Şu anda bu değişimin aynı zamanda insanlar arasında da, yüksek bir ruhsal gelişimle bağlantılı olduğu kabul ediliyor.
  Alice Bailey'in eseri ile astroloji bir kez daha dünyanın ruhsal bakımdan da yorumlanmasını sağlama ve aynı zamanda da bilimsel bilgiyi bu amaç için kullanma talebini açığa çıkarmıştır. Böylece astrolojinin kadim içeriği, din ve aynı zamanda da bilim olarak  bir kez daha ele alınmıştır. Bununla birlikte, Bailey horoskoplar üreterek pratik rehberlik sağlama konusuna eğilmemiştir. Bunun yerine tüm kozmosun ilahi bir yönetim düzenine tabi olduğunu sunmakla çok daha fazla ilgilenmiştir.
 William F. Allan
  William F. Allan (1860-1917) "Allan Leo" (Aslan Allan) olarak bilinirdi çünkü aslan burcunda doğmuştu ve astrolojinin uygulamalı yanı üzerine çalışıyor, horoskop yorumları yapıyordu. Bir İngiltereli olarak aynı zamanda Teozofi Derneği'nin de üyesiydi ve Londra'da bir dergi çıkarmış, ayrıca astroloji üzerine, Paris ve New York'ta da ofisleri olan bir yayınevi kurmuştu. Kurduğu yayınevinden, isteyen herkes "bir şilinlik horoskop" çıkarttırabiliyordu. Küçük bir ücret karşılığında, her ilgili kişi kendi Zodyak burcunu, yükselenini ve doğum anındaki gezegenlerin pozisyonlarını fotokopi olarak alabiliyordu. Her kişi böylelikle "kendi" burcunun ve "kendi" yükselen burcunun ne anlama geldiğini kısa bir özet halinde okuyabiliyordu. [50] Bu yorumların temeli göksel cisimlerin kadim tanımlamalarıydı. Örneğin bir horoskopta gezegen ve savaş tanrısı Mars'ın yükselen olarak bulunması (yani Mars'ın doğu ufkunda bulunması) o kişinin  tıpkı Roma Savaş Tanrısı gibi canlı ve agresif bir yüz ifadesine sahip olmasına neden olur. Bu pozisyonda Venüs etkisi altında olanlar ise tıpkı Roma aşk tanrıçası gibi fiziksel güzellikleri ile dikkat çeken kişiler olacaklardır. Böylelikle, her kişiye teolojik anlamda hayattaki kendi kişisel eğilimleri ve amacı verilmiş oluyordu.
  Ezoterik astrolojiye ilişkin bu yazıda, Budizm ve Hinduizm'den bilinen öğretiler hem ayrı ayrı verimli, hem de birleştirilmiştir. İsa ile birlikte Buda da teozofide merkezi bir rol oynar. Bu sadece Buda'yı değil, aynı zamanda onun karma ve yeniden doğuş öğretilerine de işaret etmektedir ki bu sadece genel teozofik öğretiye değil, aynı zamanda ezoterik astrolojiye de akmış bir bilgidir. Karma ve yeniden doğuş, bir insanın karakterinin ve deneyimlerinin geçmişte yaptıkları ile belirlendiği anlamına gelir. Böylelikle horoskop astroloğu karması ve bunların sonucu ortaya çıkan görevleri ile ilgili olarak bilgilendirir. Özel bazı yöntemlerle çalışan  "Karmik horoskop analizi" bugün bazı astroloji okullarında  öğretilmektedir ve bu okullar sözkonusu analiz konusundaki eğilimden gelişerek ortaya çıkmışlardır. Zürih'teki "Astrodata" da bunlardan biridir. [51]
  Bütün bu anlatılanlardan, ezoterik astrolojiden uygulamalı horoskop yorumuna geçişin belirsiz olduğu ortaya çıkarken, ezoterik temelli horoskop yorumunun tam olarak nerede günlük tahminler yapan popüler astrolojiye geçiş yaptığını belirlemek zordur. Yine de çok şey söylemek mümkün, Alan Leo'nun ticari olarak takip edilen astrolojisi basım yoluyla yayınlanarak yayılmaktaydı ve böylelikle medyanın büyük bir kesimi için modern horoskop yorumu yolu açılmış oluyordu. Gazeteler ve dergiler günlük, haftalık ve yıllık horoskopların çok kısa sürede yayılmasını mümkün kılıyordu. Teozofik bir arka plana sahip olmak ise, gazete horoskoplarında zaman zaman "yeniden doğum" ve "karma" göndermeleri yer alsa bile genelde hiçbir role sahip olmuyordu. Popüler astroloji genelde sadece belirli bir merakı gidermek ve karakterleri ve yakın zamanda gerçekleşecek olayları tahmin etmek için ilgilenilen bir alandı.
  Özellikle 1920'lerde, bu gazete astrolojisi popülerlik adına inanılmaz bir artış yaşadı ki bu, yirminci yüzyılın ikinci yarısında daha da geliştirilebilirdi. [52] Bugün herkes günlük ya da haftalık horoskopu için gazeteye bakıp karakter tanımlamalarının ve tahminlerin ne kadar doğru olduğunu kontrol edebiliyor. Yazılanlar çoğunlukla oldukça genel olurken, doğruluklarına dair hemen hiçbir ciddi sınamaya izin vermemektedirler, ya da bunun kişinin kendi hikayesiyle hemen hiçbir somut ilişkisi yoktur.
  Popüler astrolojiyi böyle genelleştirmek, kurumlar ve hesaplama yöntemleri bakımlarından son derece sorgulanabilirdir. Horoskop astronomik hesaplama yöntemiyle elde edilir ve her yorumun temelini oluştururken her birey için çok farklılaşmış yetenekler ortaya koyar. Bu şu gerçeğe kadar izlenebilirdir; gezegenler ve onların birbirlerine göre açısal ilişkileri, Zodyak burçlarının ve evlerin pozisyonlarının da olduğu gibi her biri kendine göre özel bir anlama sahiptir. Çeşitli gezegenlerin hızına ve dünyanın dönüşüne göre, bu pozisyonlar oldukça hızlı bir şekilde değişmektedir. Böylelikle, her horoskop kesin doğum yerine ve zamanına, ayrıca (bu bilgilere dair) en küçük bir yanılmanın getirdiği değişimlere bağımlı olmaktadır. Eğer sürekli değişen yıldızlı gökler her kişinin yeteneklerinin aynası ise ve astrolojide  temel alınıyorsa, çok az kişinin aynı horoskopa sahip olması mantıklı olmaktadır; yani sadece aynı yer ve zamanda doğanlar. Popüler astroloji, aynı burca sahip olan herkes için aynı açıklama ve yorumların yapılabileceğini kabul etmektedir.
  Elbetteki popüler astrolojinin varoluşundan ezoterik astroloji suçlanamaz, tıpkı kadim eğitimli astrolojinin Roma İmparatorluğu zamanında "fal bakma" faaliyetlerinden sorumlu tutulamayacağı gibi. Bununla beraber, Alan Leo'nun bir şilinlik horoskopları, sadeleştirilmiş ve kitleler için üretilmiş horoskop yorumları ve ezoterik anlamda bireysel anlayışlara işaret etmekle kalmayıp aynı zamanda basit ve sıradan bir merakı da teşvik eden ihtiyaçlara dair açıklamaları ile astrolojinin popülerleşmesinde bir tetikleyici olmuş gibi görünmektedir.
  Bugün, ezoterik astroloji özellikle teozofi, antropozofi ve hepsinden önce Rozkrua (Gülhaç) örgütünde yaygındır. Bugün, 1909 yılında Max Heindel tarafından kurulan Rozkrua Derneği tüm Avrupa'da gezegenlerin kesin konumlarını vererek *Ephemeris'i (*Gezegenlerin gün içindeki konumlarını gösteren gök günlüğü) yayınlamaktadır, ki sözkonusu bilgi her astroloji uygulayıcısı için vazgeçilmezdir. Ephemerisler elli ya da yüz yıllık bir zaman aralığı için önemli tüm veriyi içermektedir. [53]  Ezoterik astroloji aynı zamanda ezoterik sahnenin organize olmamış, bireysel çevresinin de ilgi alanındadır. Ayrıca pek çok astroloji okulunda da astroloji "ezoterik doktrinler" yöntemiyle öğretilmektedir ve bu da sadece "karma" ve "yeniden doğuş" ile ilgili çok genel göndermelere veya parça parça anlatımlardan ibarettir. Net olarak tanımlanmış bir doktrin formundaki bir ezoterik astrolojiyi burada ayırd etmek güçtür.

7.09.2017

AÇI YAPAN GEZEGENLER

Açı Yapan Gezegenler

GÜNEŞ
Güneş'in diğer gezegenlerle oluşturduğu açılar olumlu ve olumsuz oluşuna göre;bilinçliği,kişiliği,irade gücünü,etkin yaşantıyı ve dış görünüşü etkiler.Doğum haritasındaki diğer gezegenlerin durumu ne olursa olsun,zayıf bir güneşi olan kişi tüm yaşamı boyunca fazla ilerleyemez.Güneş'in etkisini zayıflatan bakış açıları kişinin enerjisini kısıtlar,eline geçen fırsatları kullanma cesaretini yok eder.

AY
Ay'ın diğer gezegenlerle oluşturduğu açılar bilinçaltında otomatik tepkilerle,kişinin geçmişteki davranış biçimlerini etkiler.Ay,dişi ve edilgen karakter taşıdığından,çevre etkisine karşı davranış biçimi ile,çocukluktan kalma davranış alışkanlıklarını gösterir.Bir kadının doğum haritasında ise Ay,temel dişiliği,annelik yeteneğini ve sağlığını etkiler.Ayrıca annesinin o kişiyi nasıl etkilediği de Ay'ın durumuna bağlıdır.

MERKÜR
Merkür,nötr bir gezegen olarak bilinir.Zihinsel yetenekleri,sinir sistemini,konuş ve haberleşmeyi,belleği etkiler.Doğum haritasında Merküri'si güçlü olan kişiler yaşamlarında çok yükselirler.Bu gezegen zeka ile diğer yetenekleri birleştiren en önemli öğedir.

VENÜS
Venüs'ün diğer gezegenlerle oluşturduğu açılar arkadaşlığı,kişisel duygusal ilişkileri,artistik yaratıcı yetenekleri ve iş ilişkilerini etkiler.Başkaları ile olan ilişkilerde zorluk ya da kolaylıkların hangi yönlerde olduğunu ; sosyal,duygusal ve cinsel eğilimlerin hangi alanlara yöneldiğini gösterir.Bir kadının doğum haritasında Venüs güzellik,varlık ve insanları çekme yeteneği ile,sevgi ve sahip olmak istediği şeyleri gösterir.Bir erkeğin doğum haritasında ise Venüs,o erkeğin elde etmek istediği kadının tipini belirler.

MARS
Mars ,enerjik ve güçlü etkileri olan bir gezegen olup,diğer gezegenlerle oluşturduğu bakış açıları,kişinin dinamik eylemlerle kendini ortaya koyuş yeteneğini,eylemlerinin yapıcı ya da yıkıcı oluşunu,yaşamının eylemle etkilenen diğer alanlarını gösterir.Mars sert bakış açıları yapıyorsa,o kişi kaba ve dik davranışlarıyla çevresini hiçe sayar.Böyle bir Mars bozuk yaratılış,öfke,taşkınlık ve yabanlığa neden olur.Mars'ın Merküri,Jüpiter ve Satürn'le oluşturduğu bakış açıları olumlu ise çok yardımcı olur.Merküri zihinsel kavrayış,Satürn disiplin,Jüpiter ise başkalarını düşünme eylemi sağlar.Bir kadının doğum haritasında Mars,o kadının elde etmek istediği erkek tipini belirler.Erkeğin doğum haritasındaki Mars ise,o erkeğin kadınları elde etmek için erkekliğini nasıl kullandığını gösterir.

JÜPİTER
Jüpiter'in diğer gezegenlerle oluşturduğu açılar kişisel gerçekçiliği,iş bilgisini,paylaşılan sosyal,felsefi ve dinsel eğilimleri belirler.Kişinin ahlak ve felsefesinin davranışlarına olan etki alanını belirler.Genel gelişimin nasıl olacağı,hangi yönde kullanılacağı da Jüpiter'e bağlıdır.Jüpiter sert bakış açıları yapıyorsa,o kişi alışılmış sosyal davranışlarla kurallara uymakta zorluk çeker.Açıyı oluşturan gezegenlerin nitelikleri ise o kişinin bağlı olduğu sosyal topluluk için neler yapabileceğini belirler.

SATÜRN
Satürn'ün diğer gezegenlerle oluşturduğu açılar,kişisel disiplinin ortaya konuş biçimini,yaşamını nerede ve nasıl kuracağını gösterir.Zayıf bir Satürn,kişinin gelişmesine engel olur.Satürn'le bakış açısı yapan,diğer gezegenler ise,kişinin nerede ve ne tür doyumlara yöneldiğini,geçmişteki geçmişteki yanlışlarını nasıl düzelteceğini,deneylerle kişiliğini nasıl geliştireceğini gösterir. Satürn sert etkiler alıyorsa kişiyi bencil,katı davranışlı yapar.Olağan yaşam ilişkilerini,sosyal yaklaşımlarını kısıtlayarak şanssızlık ve kişisel beklemelere yol açar.Satürn'ü doğum haritasında güçlü olan kişiler tutkulu olup,Satürn'ün bulunduğu burç ve evin simgelediği konularda önemli,kalıcı değerleri olan işler yapmak isterler.

URANÜS
Uranüs'ün diğer gezegenlerle oluşturduğu açılar,kişinin olağan davranış modellerinden ayrıcalıklar ile yeni keşiflere yol açan bilimsel yeteneklerini gösterir.Uranüs'ün yapacağı dramatik değişikliklerin olumlu ya da olumsuz oluşu,oluşturduğu bakış açısına bağlıdır. Kötü etkili bir Uranüs kişiyi anlaşılmaz,kararsız ve güvenilmez yapar.Uranüs'ün simgelediği gerçek özgürlüğe ancak Satürn'ün dersi olan kendini disipline etme öğrenildikten sonra ulaşılabilir ; çünkü dayanamayan özgürlük kısa ömürlü ve yıkıcıdır.Güçlü bir Uranüs doğa üstü yetenekler verir.

NEPTÜN
Neptün'ün diğer gezegenlerle oluşturduğu bakış açıları kişinin yaşamına ruhsal etkilerin girdiği alanları belirler.Olumlu etkiler sanat,müzik,sinema,sahne ve fotograf alanlarında ortaya çıkan duygusal güçler verir.Yüksek düzeyde ruhsal gelişmeye yol açar.Bu kişiler geleceği görebilir,telepatik etkiler gönderip,zihinsel hayaller alabilirler.Neptün kötü etkiler almışsa kendi kendini kandırmaya ve gerçekçi olmayan tutkulara neden olur.

PLUTO
Pluto'nun diğer gezegenlerle oluşturduğu bakış açıları,kişinin kendini ortaya koyuş biçimini,nasıl yenilendiğini,temel irade ve enerji ilkelerini gösterir.Pluto,doğanın fizik üstü güçleriyle iradeyi de etkiler.Kişinin kontrolü dışında,kişisel olmayan güçlerini,kişinin yaşamını nasıl değiştireceğini gösterir.

GEZEGENLERİN GENEL AÇI YORUMLARI

Gezegenlerin Genel Açı Yorumları

Güneşin Açıları
Kavuşum : Güneş'in diğer gezegenlerle birleşmesi,birleşen gezegenin kişilikte önemli bir etki yarattığını açıklar.Bu birleşmeler kişinin yaratıcılığını,karar alabilme yeteneğini yönlendirir.
Altmış : Altmışlık açı,kişiye diğer gezegenle ilgili konularda kendini ifade edebilme gücü vererek zihinsel gelişimini destekleyecektir.
Kare : Bu açı,kişinin gücünü başkaları üzerinde zorla kullanma isteğini göstererek çatışma ve anlaşmazlık yaratacaktır.
Üçgen : Yaratıcı güç rahatlıkla ortaya konabilecek ve gezegenle ilgili konularda liderlik isteği görülecektir.
Karşıt : Bu açı anlaşmazlığı,egoizmi ve başkalarına baskın çıkma eğilimini güçlendirir.

Ayın Açıları
Kavuşum : Ay'la kavuşum durumundaki gezegen aile yaşamını,duyguları ve alışkanlıkları biçimlendirebilir.Ayrıca Ay,kişinin genel olarak kadınlarla olan ilişkisini de belirtir.
Altmış : Ay'ın yaptığı bu açılar arkadaşlıkta olumlu duygusal iletişim sağlar.
Kare : Duygusal ifadede sınırlama ve yetersizlik hissi,anne veya kadınlarla anlaşmazlık.
Üçgen : Gelişmiş hayal gücü,kişi duygularını rahatça aktarabilir.
Karşıt : Kişi problemlerini karşısındakine,sanki kendisinin değilmişçesine yansıtabilir.

Merkür'ün Açıları
Kavuşum : Merkür'le kavuşum yapan gezegenler,zihnin yönünü etkileyerek anlayış gücünü ve iletişim yeteneklerini belirler.
Altmış : Canlı iletişimi anlatır.
Kare : Eğitimde ve iletişimde sınırlamalar.
Üçgen : Yaratıcı ve ilham alınabilen bir zihin.
Karşıt : İlişkilerde fikir ayrılıkları,tartışmalar,subjektivizm.

Venüs'ün Açıları
Kavuşum : Kişisel düzeyde uyum ve estetik duygusu verecektir.
Altmış : Sosyal iletişim güçlüdür.
Kare : İlişkilerde uyumsuzluk ve aşırıya kaçma.
Üçgen : Popülerlik ve ilişkilerden kazanç sağlama.
Karşıt : Aşırı hassaslık ve duygusal ihtiyaçların fazlaca vurgulanması,alınganlık.

Mars'ın Açıları
Kavuşum : Kişinin enerjik yapısını ve enerjilerini nerelere yoğunlaştırdığını gösterir.
Altmış : Organizasyon yeteneği.
Kare : Eyleme geçerken engellenme duygusu.
Üçgen : Heves ve yaratıcılık,iyi organizatör.
Karşıt : Aceleci ve ters tutum,rekabetçilik ve kolay öfkelenme.

Jüpiter'in Açıları
Kavuşum : Kişiye güven hissi ve iyimserlik verebilir.
Altmış : Zihinsel gelişim.
Kare : Aşırılık,sınırlamaları ve gerçek hayatın gerekliliklerini görememe ve abartı,heves.
Üçgen : Şans ve kolay ilerleme.Filozofik eğilimler.
Karşıt : Her şeyi kendi lehine görme eğilimi, hayal kırıklığı, ilişkilerde abartı, fırsatçılık.

Satürn'ün Açıları
Kavuşum : Sınırlama ve sorumluluk getirecektir.Ciddiyet ve muhafazarlık eğilimi.
Altmış : İyi organizasyon ve yapıcı bir zihin,güvenilirlik.
Kare : Engellenme en yüksek noktasındadır.Zafer ya da büyük yenilgi.
Üçgen : Bütünlük hissi ve sorumluluk duygusu,güvenilirlik.Yöneticilik yeteneği gelişmiştir.
Karşıt : İlişkilerde sınırlama ve olumsuz tutumlar.Aşırı ciddiyet,yalnızlık getirebilir.

Uranüs'ün Açıları
Kavuşum : Orijinalite.Bağımsızlık duygusu güçlenirken insancıllık ve arkadaşça tutumlar.Reformcu ve başkaldıran.
Altmış : Bilimsel yaklaşım,sezgiler güçlü.
Kare : Aceleci ve inatçı.Çabuk fikir değiştirme,kaos.
Üçgen : Ani ve beklenmedik şans.Okült konulara eğilim ve yetenek,bağımsızlık duygusu.
Karşıt : Karşılıklı ilişkilerde mantıksız ve ani,beklenmedik tutumlar;garip ve anlaşılmaz.

Neptün'ün Açıları
Kavuşum : Neptün'ün kavuşum açıları sezgileri güçlendirir. Psişik yetenekler .
Altmış : İdealistik amaçlar. Kare : Karmaşa,kendini feda etme eğilimleri.Sorumluluklardan kaçış,uyuşturucu kullanımı.
Üçgen : Medyum,mistik.İdealist ve verici.
Karşıt : Gerçeklerden uzaklaşma,ilişkilerde aldatma ve güvensizlik.

Pluto'nun Açıları
Kavuşum : Güç sahibi olma ve şartları zorlama isteği.
Altmış : Grupları kendi etrafında toplama yeteneği.Derine inerek olayların arkasındaki güçleri görme.
Kare : Güçlü olma kompleksi.
Üçgen : Gücü yerinde kullanabilme ve etkileyebilme yeteneği.Konsantrasyon ve varolan şartları değiştirerek eskileri bir kenara atma gücü.Ruhsal liderlik.
Karşıt : Güç kavgaları.

ASTROLOJİDE AÇILAR

                    Astrolojide Açılar

Gezegenler arası ilişkiyi anlamak için, öncelikle biribirlerine göre bakış açılarını ele almak gerekir. Çünkü etki, gezegenlerin dizilmeleri esnasında, aralarında belli bir açı varsa meydana gelir. Açılar kişiliğimizi ve kalıbımızı oluşturan kuvvetlerin birbirleriyle olan ilişkileridir.Bunun doğum haritasındaki yansıması da, kişide ortaya çıkan özelliklerin ne zaman tam ve pozitif olduğu, ruhsal olumsuzlukların hangi alanlarda oluştuğu şeklindedir. Gezegenler belli açıların etkisi altındadır. Belli açılar (0, 90, 120...vb) oluştuğunda, bu derecelerden biraz azı biraz fazlası etki alanına girer. Uranus, Saturn, Jüpiter, Mars, Venüs ve Merkür herhangi bir bakış açısına yaklaştığında, 6 derecelik, uzaklaştığında 8 derecelik bir etki sahası vardır. Örneğin Venüs, Jüpiter'e 90 derece açı ile yaklaşırken 6 dereceden başlayıp 8 derece geçene kadar açının etkisi sürecektir. Güneş ve Ay 'ın etki alanları daha fazladır. Güneş'in etki alanı yaklaşırken 12 derece, uzaklaşırken 17 derece, Ay için ise yaklaşırken 8 derece, uzaklaşırken 12 derece alınır. Bahsettiğimiz bu sayılar sadece 0, 90, 120, 180, gibi ana açılara ait değerlerdir. Bunun yanısıra 60 derece için 5-6 derecelik yaklaşma-uzaklaşma değerleri alınır. 30, 75, 135, 150 gibi ikinci derecede önemli açılar için yaklaşma değeri 2 derece, uzaklaşma değeri 3 derece olarak alınır. Güneş ve Ay için bu açılara 1 derece eklenir.

Güçlü Açılar


Kavuşum 0: Olumlu ya da olumsuz bir etkisi vardır diye söylenemez. Gezegenin bulunduğu ev ve burca göre etkisi değişir. Bu açı genelde nötr yorumlanır. Yani aldığı gezegenlerin karakteristik özelliklerine göre olumlu veya olumsuz olarak değerlendirilir. İki planetin aynı noktada birleşmesidir. Bir kaç derece önce veya sonra olabilirler. Birleşen, kavuşan planetlerin etkileri güçlenir. Bu etkinin uyumlu ve gerilimli olması planetlerin etkileri güçlenir. Bu etkinin uyumlu veya gerilimli olması planetlerin niteliklerine göre değişir. Genel olarak Mars, Satürn,Uranüs,Neptün ve Pluto insanları zorlayan planetler olarak, Venüs, Jüpiter ise uyumlu, fırsatlar getiren planetler olarak tanımlanırlar. Ayrıca kavuşumun içinde yer aldığı burç da önemlidir. O burçta kendini rahat hisseden planetin etkisi daha güçlüdür. Kavuşum durumundaki planetlerin enerjileri birleştiği için bunların niteliklerini ayrı ayrı algılayabilmek güçleşir. Örneğin eğer güneş Merkür ile kavuşum açısı yapıyorsa o kişi rasyonel aklı çok önemseyecek, kişiliğini düşünceleri üzerine kurmaya çalışacaktır. Oysa Güneş'i Merkür ile kavuşumda olmayan kişi düşüncelerinin kişiliğinin yalnızca bir bölümü olduğunun, duygularını da beslemesi gerektiğinin farkındadır. Kavuşum, içindeki gezegenlerin enerjisini pekiştirir. Kavuşumun yer aldığı eve güç gelir. Bu açı daha çok olumlu olarak değerlendirmeye alınır. Bazı küçük başarıları, fakat geçici olan başarıları gösterir. Bunun yanında kişi üstündeki etkisi ise uyumluluk yönünde gösterilen çabayı anlatmaktadır. Gezegenler arasındaki enerji dolaşımını temsil eder. Rahatlama, gerilimin düşmesi, istikrar anlamına gelir.

Kare 90: Gezegenin bulunduğu konuma göre kişiye gerilim yükler ya da güçlü bir karakter verir. Sert etkili ve olumsuz bir açıdır. Bu açının kişi üstündeki etkisi ile psikolojik yönden zorlanmaları ve aşılması gereken sorunları anlatmaktadır. Bunun yanında yaşamda geçilmesi gereken engelleri de göstermektedir. Bu açı olayların birden ve ani ortaya çıktıklarını da anlatmaktadır. Genelde sert ve zorlayıcı bir açıdır. Gerilimli açıdır. İki planet arasında 90 derece fark vardır. Farklı hedefleri olan iki gücün çatışmasıdır. Stres ve sürtüşme yaratır. Bunlara sabırla, konsantre bir şekilde mücadele etmek insanı ruhsal olgunluğa, mutluluğa ve başarıya ulaştırabilir. Kare açıda planetlerin enerjileri abartılarak kullanılmaktadır. Bu davranış boomerang gibi bize geri döner. Diyelim ki Venüs ( sevgi, uyum ) Pluto ( manipülasyon, yıkım ) ile kare açı yapmaktadır. Bu bizim sevgi, beraberlik konularında kendimizi güvensiz, yaralanmaya açık hissedebileceğimizi, acı çekmemek, terk edilmemek için manipülasyona başvurabileceğimizi göstermektedir. Bu durumda sevgi veya otorite, güç kullanma yoluyla bir kontrol mekanizması kurarak kendimizi güvende hissedebiliriz. Ancak bu mekanizma eşimizin bizden soğumasına ve bizi terk etmesine neden olur. Zaman içinde manipülasyonun işimize yaramadığını öğrenip Pluto'nun yaratıcı yönünü ön plana çıkarabiliriz ve bu bizim çok güzel bir beraberlik oluşturabilmemizi sağlar. Sert etkili ve olumsuz bir açıdır. Bu açının kişi üstündeki etkisi ile psikolojik yönden zorlanmaları ve aşılması gereken sorunları anlatmaktadır. Bunun yanında yaşamda geçilmesi gereken engelleri de göstermektedir. Bu açı olayların birden ve ani ortaya çıktıklarını da anlatmaktadır. Genelde sert ve zorlayıcı bir açıdır. Uyuşmazlık, bu açıyı en iyi tanımlayan şeydir. Ama bu açı, bizi harekete geçirir. Bizi, gelişmeye ve değişmeye zorlar.

Üçgen 120: Kişinin güçlü bir karakter yapısı kazanmasına katkısı vardır. Bu nedenle hayatını yüzeysel yaşayan kişileri zor durumda bırakabilir. İyi ve olumlu etkili bir açıdır. Bu açı kişinin uyumluluğunu ve kolaylıkla yapabileceklerini göstermektedir. En uyumlu açıdır. 120 derece fark vardır. Planetlerin enerjileri kolaylıkla birleşir. Farklı hedefleri olan enerjiler olabilirler ancak birbirlerine pürüz çıkartmadan uyumlu bir şekilde kaynaşırlar. Bu planetlerin doğum haritamızda temsil ettikleri şeyleri kolaylıkla elde edebiliriz. Gerilimli açıları olan insanlar gibi mücadele etmemiz gerekmez. Ancak bir çaba harcamadan kolaylıkların gelmesi insanı tembelliğe itebilir. Mücadele gücü yaratmaz, fırsatlar kaçabilir. Garantiye almadan faydalanılması gerekir. Örneğin sevgi konusunda gerilimli açıları olan insanlar karşılarına çıkan kişiler kanalıyla çeşitli sorunlar yaşayarak kendilerini gözden geçirebilirler. Gerekli değişiklikleri yaptıktan sonra mutlu, doyumlu beraberlikler kurabilirler. Ancak sevgi konusunda uyumlu açıları çok olan bir insan kolaylıkla ilişkilere girebilir, ilk anda her şey mükemmel görünebilir. Her şeyin yolunda gideceği duygusu ilişkisini garantiye almasına neden olabilir. Yıllar içinde karşılaştığı sorunları çözme konusunda tembellik edebilir. Böylece yaşamın ileriki yıllarında mutsuz ve doyumsuz olma olasılığı artar. İyi ve olumlu etkili bir açıdır. Bu açı kişinin uyumluluğunu ve kolaylıkla yapabileceklerini göstermektedir. Rahatlama, içsel uyum.Çoğu kez üçgenler, özel bir çaba sarf etmeksizin önümüzde yeni fırsatlar belireceğinin göstergesidir.

Karşıtlık 180: Haritada kutuplaşmayı göstererek güçlü bir tamamlayıcı bağ oluşturmasını sağlar. Çok sert etkili bir açıdır. Kişinin yaşadığı uyumsuzlukları ve karşı çıktığı olayları anlatır. Bunun yanında kişi karakterindeki zayıflıkların ve çelişkilerin habercisidir. Gerilimli açıdır. 180 derece fark vardır. Stres ve direnç yaratır. Kareye göre baş edilmesi daha kolay olabilir. Karşıtlar birbirini tamamlayabilir. Karşıt açı içimizde aynı anda birbirine karşıt olan iki şey birden istememizdir. Astrolog Sue Tompkins bunu önde ve arkada iki kapısı olan bir evde kapı zillerinin aynı anda çalmasına benzetmektedir. Kapıları aynı anda açabilmemiz mümkün değildir. Önce birini açıp sonra öbürünü açmamız gerekir. Eğer birini açmazsak kapıdaki insanla karşılaşma fırsatını kaçırırız. Eğer arka kapı ön kapıdaki dostumuzun karşıtı olarak bir düşmanımız varsa bizim arka kapıyı açmamamız o düşmanın çekip gitmesini sağlamaz, aksine onu eve ne şekilde olursa olsun girme konusunda daha kararlı yapabilir. Bizim yaşamda bazı tersliklerle karşılaşıp, kendimizi gözden geçirip, bilinçlenene kadar yaptığımız da arka kapının zilini cevaplamamaktır. O düşman ancak camları kırıp içeri atladığı zaman kapıyı açmamakla ondan kurtulamadığımızın farkına varırız. Diyelim ki Venüs ( sevgi ) Uranüs ( bağımsızlık ) ile karşıt açı yapıyorsa, içinde kendinizi özgür hissettiğiniz bir ilişki kurmaya çalışmalısınız. Eğer sadece Venüs'e ağırlık verirseniz Uranüs bir gün camdan içeri atlar, ilişkinizi koparır. Eğer sadece Uranüs'e ağırlık verirseniz zamanla kendinizi sevgisiz, mutsuz hissedersiniz.

Çok sert etkili bir açıdır. Kişinin yaşadığı uyumsuzlukları ve karşı çıktığı olayları anlatır. Bunun yanında kişi karakterindeki zayıflıkların ve çelişkilerin habercisidir. Çatışma sonucu değişim. Bu açıda, ikizler /yay ya da terazi/ akrep gibi kutuplaşmalar söz konusudur

İkinci Derece Önemli Açılar

60 Derece: Uyumlu ve güzel bir etkisi vardır. Ancak etkisi azdır. Bu açı daha çok olumlu olarak değerlendirmeye alınır. Bazı küçük başarıları, fakat geçici olan başarıları gösterir. Bunun yanında kişi üstündeki etkisi ise uyumluluk yönünde gösterilen çabayı anlatmaktadır. Uyumlu bir açıdır. İki planet arasında 60 derece fark vardır. Planetlerin enerjilerinin uyumlu çalışmasını sağlar. Ancak sadece olanak yaratır. Bu olanağa kavuşmak için çalışmak lazımdır. Kendi kendine bir şeye neden olmaz.

135 Derece : Zorlayıcı yönde bir etkisi vardır. Eğer iki önemli gezegen arsında oluşmuşsa dikkate almak gerekir.

150 Derece : Nasıl bir sonucu olduğu belli olmayan bir açıdır. Etkisi orta derecede olabilir. Bazen dikkat etmek gerekebilir

Zayıf Açılar

30 - 45 Derece: Eğer önemli gezegenler arasında oluşuyorsa gerilim yapabilen zayıf açılardır.
Kavuşum: 0 Derece - Kırmızı veya Yeşil Renkli - Anahtar Anlamı;Planet ve burçtaki kalitelerinin öne çıkması

Yarı-Üçgen: 60 Derece - Yeşil Renkli - Anahtar Anlamı; Fırsat Kare: 90 Derece - Kırmızı Renkli - Anahtar Anlamı; Aşırılık, engel, şanssızlık

Üçgen: 120 Derece - Yeşil Renkli - Anahtar Anlamı;Planet enerjilerinin normal akışı, kolaylık, şans Karşıt: 180 Derece - Kırmızı Renkli - Anahtar Anlamı; Zıtlık, ayrılık şanssızlık


Önemli Açı Toplulukları

BÜYÜK KARE: Dört gezegen arasında meydana gelir. Gezegenler arasında kare açı ve iki zıt açı vardır. Açılar öncü, sabit veya değişken burçlar arasındadır. Büyük kare zorlukları ve aynı zamanda kişideki yetenekleri temsil eder. Gezegenler arası çekişmeler, enerjinin bir noktaya odaklanmasına izin vermez ve çok yüksek bir tansiyon yaratır. Yaşanan zor ve tecrübeler, alınan dersler neticede güçlü, iradeli, sağlam bir kişilik oluşturur.

ÖNCÜ burçlar arasındaki kare açı; son derece faal, kişisel hedefleri için eyleme geçebilen kişilik verir. Enerjinin farklı alanlarda kullanılmasını sağlar.

SABİT burçlar arasındaki kare açı; yavaş yavaş fakat çok yüksek bir iç potansiyel oluşturur. İstek, arzu ve ihtiyaçların bastırılması beklenmedik zamanlarda patlamalara sebep olur. İnat, kararlılık ve güçlü irade ise başarı getirir.

DEĞİŞKEN burçlar arasındaki kare açı; her türlü ilişkiden, dış etkenlerden çabuk etkilenmeyi verir. Değişik ortam şartlarına uyabilmede rahatlık sağlar. Kendini tanımlama ihtiyacı duyurur.

T-KARE: Büyük karenin yarısıdır. Üç gezegen arasında iki kare, bir zıt açı vardır. Başarılı olabilmek için motivasyon yeteneği verir. Ancak zorluklar enerji kaybı meydana getirebileceğinden dengesizlikler görülebilir. Tek yöne eğilmeğe müsaittir. Açıları meydana getiren gezegen özelliklerine göre başarı ve yetenek yanı sıra aşırılıklar, sinirsel sorunlar da yaratabilir.

SABİT burçlar arasındaki T- kare; irade gücü, kendi isteklerini elde etmede kararlılık verir. Enerji yavaş yavaş depolanır ve güçlü bir şekilde harcanır.

ÖNCÜ burçlar arasındaki T-kare; kişisel çalışmalar ile ilgili konularda kriz yaşatır. Ev, aile, evlilik, aşk gibi ilişkilerde de sorunlar verir.

DEĞİŞKEN burçlar arasındaki T-kare; değişik durumlara kolay uyum sağlamayı, çok yönlülüğü fakat çabuk etkilenmeyi gösterir. Değişebilme özelliği, huzursuzluk verir. İnsan ilişkilerinde denge sağlama ihtiyacı hisettirir. 

Beraberlik ve Evlilik İlişkilerinde Bazı Kurallar

                 Beraberlik ve Evlilik İlişkilerinde Bazı Kurallar 
 
Sinastri yalnızca eş ve partner ilişkilerinden ibaret değildir. Kişilerin diğer insanlarla olan tüm ilişkilerini içerir. Öğrenci – öğretmen, Çocuk – Anne, Hasta – doktor, İşveren – işçi gibi pek çok ilişkiler hep sinastrinin konularıdır. Ancak eş ve evlilik ilişkileri bir hayli önemli olduğundan ilk konu olarak bazı kurallar anlatılmaktadır.
  1. Erkek için anahtar öğeler Ay, Venüs ve yedinci evin düştüğü burcun yönetici planetidir. Bunlardan sonra 7. eve düşen planetlere bakılır.
  2. Erkek evlenecek mi, yoksa bekar mı kalacaktır ? kadını simgeleyen Ay ve Venüs'e bakılır. Eğer bunlar verimsiz burçlar olan başak,Aslan ve İkizlerde bulunuyorlarsa veya 3, 6, 8, 9 ve 12. evlerdeyseler bu erkek evliliğe isteksiz ve evlilik aleyhtarıdır.
  3. Eğer temel haritada Satürn güçlüyse kişi bireyci olur ve bekarlığa eğilimlidir. Eğer bu güçlü Satürn konumu karşısında Ay ve Venüs güçsüz pozisyonda iseler,bu kesinleşir. Eğer Ay ve Venüs'te güçlü konumdaysalar kural geçersizdir.
  4. horoskopta Satürn Ay ve Venüs'ün üstündeyse veya MC' ye yakınsa bu bir tür kavuşumdur. Satürn'ün bunlarla kavuşum açılarıyla değerlendirilmelidir.
  5. Temel haritada Venüs Satürn tarafından sert açılar almışsa bu açı evlilik korkusuna delalet eder.
  6. Erkek haritasının anahtar öğeleri olan Ay ve Venüs yedinci evin bulunduğu burcun yöneticisi Güneşin doğusunda kalıyorsa veya 10. 11, 12, 5 veya 6.evlerde bulunuyorlarsa erkek erkan evlilik yapamayacak demektir. Bir diğer yorum ise bu kişinin hayatının ileri dönemlerinde kendisinden yaşça daha genç birisiyle evleneceğidir.
  7. Eğer anahtar öğeler Güneş'in güney yönünde kalıyorlarsa ve 1, 2, 3, 7. 9 ve 9. evlerde bulunuyorlarsa bu durum geç yapılacak evliliği gösterir.
  8. Anahtar öğeler normal seyirlerinde iseler yani Venüs Retrograd durumda değilse ( Ay hiçbir zaman Retrograd olmaz. ) bu erken yapılacak evliliği gösterir. Eğer Venüs retrograd'sa evlilik geç yapılacaktır.
  9. Yedinci evde birden çok planetin bulunması birden fazla evliliği anlatır.
  10. Erkek horoskopunda Ay yedinci evdeyse ve Satürn'den sert açılar almışsa bu kişi birkaç evlilik yapacak demektir.
  11. Ay bir tek açı almışsa bu bir evliliğe delalet eder. Ay temel horoskopta güçlü konumda ve ona açı yapan bir planet zayıf konumdaysa erkek kadından daha sonra ölecek denilebilir. Eğer Ay güçsüz konumda açıyı yapan planet güçlü konumdaysa bunun tersi olur. O zaman erkek kadından daha önce ölebilir anlamı çıkar.
  12. Eş sayısını Ay'ın aplikasyon açıları da belirler. Bunlar progresif Ay'ın direksiyonlarıyla bulunabilir.
  13. Eğer Ay diğer planetler yaklaşmışsa ve onlarla açı yapmıyorsa o zaman Ay'a en yakın planete bakılır. Ancak bu planetlerden Güneş'e yakın olanlar değerlendirmeye alınmaz. MC ve Venüs'ün arasına da bakılmalıdır.
  14. Venüs yalnızca eş ilişkilerinin temel öğesi olmamakla beraber erkek horoskopunda bulunduğu burca göre erkeğin nasıl bir kadın aradığı hakkında fikir verir.
  15. Venüs Güneşle açı almışsa erkek üstün bir kadın arar. Ayla açısı yoksa ideali anne gibidir. Venüs'ün Marsla açısı varsa heyecanlı ve cinselliği güçlü bir eş ona hitap eder. Venüs Jüpiter'le açı oluşturmuşsa moral yapısı güçlü ve dikkatli bir eş bu erkek için idealdir. Eğer Venüs Satürn'le açı yapmışsa kendinden sosyal açıdan daha aşağıda bir eş arar.
  16. Yedinci evin yöneticisi 10. evde bulunuyorsa, yada bunun tam tersi, 10. evin yöneticisi 7. evdeyse eş asil ve kibar olmalıdır. İkinci evin yöneticisi 7. evde bulunuyorsa,yada 7. evin yöneticisi 2.evde bulunuyorsa erkeğin eşi zengin biri olacak demektir. Eğer yedinci evin yöneticisi 12. evdeyse veya 12. evin yöneticisi 7. evdeyse eş fakir ve sosyal açıdan güçsüz biri olur.
  17. Bir kadın horoskopunda anahtar öğeler Güneş,Mars ve 7. evi yöneten veya bu evde bulunan planettir. Kadınlar için özellikle Mars'a bakılır. Bundan sonra eş tipinin anlaşılmasında Güneş gelir. Bunlardan sonra ise 7. evdeki faktörler yorumlandırılır.
  18. Kadınlar içinde kural erkeklerinki gibidir. Ancak burada Venüs'le Mars,Ayla Güneş yer değiştirmişlerdir.
  19. Kadın horoskopunda marsın konum ve açıları aynı erkek horoskopunda Venüs'ün konum ve açılarının fikir verdiği gibi çalışır. Mars Güneşle açı yapıyorsa parlak ve güçlü bir erkeği anlatır. Eğer Mars Merkür'le olumlu açı yapıyorsa bu kadın için akıllı ve konuşkan bir eş demektir. Yine Mars Venüs'le olumlu açı yapıyorsa bu ise yumuşak ve duygusal bir eş tipi anlamına gelir. Marsın Jüpiter'le oluşturduğu olumlu açıların karşılığı da tanınmış,zengin bir eştir. Kadın horoskopunda Marsın Satürn'le yaptığı olumlu açılar ise ciddi ve sadık bir erkeği anlatır.

27.08.2017

ASTROLOJİDE YAPTIĞIMIZ HATALAR

Astroloji'de yaptığımız hatalar
Astroloji'de yorum yapmak, o dili konuşmak kuşkusuz konuşanın mahareti ve bilgi seviyesi ile doğru orantılıdır. Astrolojik harita bir kod gibidir. Astrolog bu kodu okuyabilir ve değişik seviyelerde yorumlayabilir. Bu seviyeler fiziksel, psikolojik ve ruhsal (esoterik anlamda) olabilir. Günümüzde, Astroloji popüler hale gelirken, kendi dilinde de deformasyonlar oluşmaya başladı. Nasıl Türkçe konuşurken kimi zaman başka dilden kelimeler kullanıyorsak, astrolojide de önemli bir kirlenme ve deformasyon yaşayabiliyoruz. Aslında bu durum dilin zenginliklerini yeteri kadar ayırt edememekten kaynaklanıyor. Astrolog yorum yaparken aslında hiçbir zaman özgür değildir, haritaya bağlı durumdadır. Aksi takdirde, kendi kafasına göre, bir takım şeyleri yanyana getirerek yapay cümleleler üretiyor ve bunları gerçek olanın yerine koyarak ilerliyorsa, artık bu kişi astroloji yapmıyor daha çok sanal, gerçekle örtüşmeyen yeni bir alan yaratıyor demektir.

Astroloji uygulamalarında yaşadığımız en sık hatalardan birisi burçlarla evleri birbirine eş değer kabul etmek biçiminde oluyor. Bu durum özellikle Astroloji'nin temel kaynaklarını bilmeden, sadece son dönemde yazılmış kaynakları kendilerine ana referans alanlarda görülüyor. Onlara göre 12 burç ve 12 ev var ve burcun ifadesi doğrudan evle ilgili konuları da belirlemekte. Aynı kolaycı tutum benzer biçimde modern gezegenlerin burçlara yönetici kabul edilmesinde de yaşanıyor. Şimdi konuyu biraz daha açacağım.

Örneğin yükselen burcu yani 1. evi alalım. Zodyak'taki sırada ilk burç Koç olduğu için ve Koç-Mars ilişkisi yüzünden Mars'ın da yükselen burçla bağlantılı olduğu gibi bir sonuca varabiliriz. Halbuki Kalde düzenine göre bakıldığında bu evin ilgili gezegeni Satürn'dür. Zira Satürn sınırların, kural ve tanımların gezegenidir. Yükselen burç bizim çizdiğimiz sınırları ve kendimizi nasıl tanımladığımızı anlatır. Satürn aynı zamanda kapıyı, geçiş noktasını da temsil eder ve yükselen burç haritanın hayata açılan ilk kapısıdır. Esoterik anlamıyla "Ruh" bu kapıdan geçerek bedenlenir ve maddi dünyaya (Satürn) ayak basar, gerçekleriyle karşılaşır. Bu evde kendini keyifli bir biçimde ifade eden gezegen ise Merkür'dür. Zira dil kafa içinde (baş yine anatomik olarak 1. evle ilgilidir) yer alır. Merkür bu evde kendini daha yetkin hisseder. Mars değil ! (Kuşkusuz 1. ev köşe bir ev olduğu için – angular – bu evde bulunan her gezegen önemli bir otorite kazanır ama bu doğrudan ilişki kurmak için yeterli değildir)
Bir başka örnek için yedinci eve, alçalan burca bakalım. Eğer Zodyak'taki sıralamayı takip edersek, yedinci burç Terazi olduğu için bu evin de Venüs'le ilişkili olduğu söylenecektir. Bu evin ansiyen bilgilerdeki ilişkili gezegeni Ay'dır. İlişki çok belirgindir zira Ay Satürn ve Güneş ilkelerinin (astrolojik açıdan "baba" ilkesini açıklayan gezegenler) karşısında durmalıdır. Güneş bu evde batar ve yerini gece yani Ay alacaktır. Ay Güneş gökyüzündeki tek ortağı, partneridir. (Kral ve kraliçe gibi de düşünebiliriz)
Karşılaştığımız hatalardan en trajik olanı ise daha önce size başka bir yazıda (Nerede o eski yöneticiler ? ) anlatmaya çalıştığım gibi Satürn ötesi gezegenlerin (Uranüs, Neptün ve Pluto) kıyasıya kullanılması ile ilgilidir. Günümüzde neredeyse herkes Uranüs, Pluto ya da Neptün gibi jenerasyon gezegenlerinin etkilerini kişisel yorumlarda kontrolsüz ve sanki bu enerjilere doğrudan sahiplermişçesine kullanmaktalar. Halbuki adı üstünde bu gezegenler "Jenerasyon" gezegenleridir. Etkileri bir kuşağı oluşturan sosyal, ekonomik, teknolojik ve ideolojik gelişmeleri anlatmaktadır. Eğer bu gezegenleri hepimiz kullanabilseydik hepimiz Bill Gates, Leonardo da Vinci ya da Einstein gibi çağlara damgasını vuran kişiler oluverirdik.

Fakat insanoğlu çoğunlukla doyumsuz ve hep kendini yukarılara layık gören bir varlık olduğu için, biraz zoraki biraz fantezi, bilinçsiz bir biçimde bu gezegenlerin özelliklerini son derece "kişiselleştirmiş" durumdayız. Satürn'e kadar olan gezegenler ne güne duruyor ?

Benzer biçimde, dikkat çeken bir deformasyon da burç yöneticileri ile ilgilidir. Jenerasyon gezegenlerini atfedilen aşırı kişiselleştirilmiş yaklaşım yüzünden Uranüs Kova, Neptün Balık ve Pluto ise Akrep burcu ile bire bir ilişkili olarak yazılmakta, yorumlar bu şekilde adeta zorla yırtılmaktadır. Halbuki Uranüs, Neptün ve Pluto tekrar tekrar vurgulamak ihtiyacındayım kişisel değillerdir, bu gezegenler çağları şekillendiren enerjilerdir. Bu yüzden hiçbir burçla tek başlarına doğrudan ilgili değillerdir. Yükselen burcu Akrep birisi için Mars kişisel anlamda açıklayıcıdır. Balık için bu Jüpiter, Kova için ise Satürn'dür.
Geçtiğimiz günlerde hava koşulları ve son günlerde yaşanan kar ve soğukla ilgili e-gruba mesaj atan bir arkadaş "buzlanma" ile ilgili Uranüs'e bakamaz mıyız diye sormakta. Kuşkusuz buradaki mantık Kova burcundan kaynaklanmakta zira Kova burcunun başladığı günlerdeyiz. Eğer temel bilgileri biraz karıştırırsak Kova'nın ilgili gezegeninin Uranüs değil Satürn olduğunu görebiliriz. Satürn kuru ve SOĞUK niteliğe sahip bir gezegendir. Satürn soğutur, ağırlaştırır, katılaştırır. (Yaşam içinde enerji barındırır ve hepimizin doğal bir ısısı vardır. Öldüğümüzde soğuruz, Satürn bu yüzden sonlanmayı da gösterir ve yaşama karşı durur) Nitekim en son kar yağışlı hava Kova burcundaki yeniayla eşzamanlı gerçekleşti. Neredeyse öyle bir noktaya ulaşacağız ki Astroloji'yi kaybedeceğiz.

Aslında tüm bu örnekler bize astroloji dilini kullanırken doğru gramer bir içinde olup olmadığımızı da gösteriyor. Bir diğer çarpıtmaların bolca yapıldığı nokta da gezegen-burç ve ev kombinasyonlarını bir arada yorumlamakla ilgili. Çoğu zaman astrolojiyi konuşmanın esas yolunun bu üçlüyü yorumlamaktan geçtiği düşünülse de, aslında göz önüne alınmayan pek çok diğer faktör aslında bu alanda ne kadar kendi başımıza buyruk hareket etmemize neden olabilir. Bu durum kendi kendimizi kafamızdaki astroloji vokabüleri ile sınırlamak ve adeta yapay bir dil yaratmaya benzer. Halbuki bir gezegeni değerlendirirken, temel ve tesadüfi asaletleri, yaptığı karşılıklı alışverişi, dispozitörünün durumu, dizpozitörü ile olan açısı ve aynı evde duran diğer gezegenlere başvurmak gerekir.

Bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım. Albert Einstein'ın haritasında Ay Yay burcunda 6. evde duruyor. Eğer sadece Ay-Yay  ve 6. evi birleştirirseniz ve tüm haritayı görmeden böyle devam ederseniz Albert Einstein'ı bulmanız ancak rulette bahis oynamaya benzer. Burada uzun uzun psikolojik bir yoruma girmeyeceğim ama kaba anlamıyla bu kombinasyon örneğin SAYISIZ görünümü içinde örneğin bir astrolog tarafından kişinin kendi çalışma koşulları içinde (6.ev)  duygusal açıdan (Ay) araştırmayı, özgür çalışmayı sevdiği ve bu alanda fikirler ve ideolojiler kurduğu biçiminde de yorumlanabilir. Ya da başka bir yorum kişinin sağlığı ile ilişkiye yoğunlaşabilir. Ama hangisi ? Hangisi Einstein'ınkisi ? Çünkü böyle düzinelerce yapacağınız kombinasyonlar bizi ancak sanal bir dünyaya götürür. Kendi başımıza kurup, kendi başımıza eğlendiğimiz bir dünya.
Halbuki haritada Ay'ın dispözitörü Jüpiter'dir (Yay) ve Jüpiter Kova burcunda 9. evdedir. Başka bir anlatımla 6. evle (çalışma koşulları, örneğin bir laboratuar ya da ofis) 9. ev yani soyut düşünme, felsefeler yapma, inançlar kurma ve bilimsel düşünme (Kova) iç içedir. Bu yüzden özellikle Astroloji öğrencileri harita yorumlamanın sadece üç kombinasyonu kafalarına göre bir şekilde bir araya getirilmemesine dikkat etmeliler ve her zaman hayatını iyi bildikleri bir harita üzerinde çalışmalıdırlar.

Bir başka örnekte Marilyn Monroe'nun Venüs'üne bakalım. Venüs Koç burcunda ve 9.evdedir. Eğer sadece bu üçünü bir araya getirirsek kişi ilişkilerinde, aşk hayatında canlı, sıcak ve kolay tüketen ve özellikle bu enerjisini yeni kişiler tanımak ve ufuklarını geliştirmek, örneğin entelektüel kişilerle bir arada olma yolunda kullanabilir diyebiliriz. Daha bir çok, neredeyse sonsuz alt tanımlarla bunu açıklamaya çalışabiliriz. Halbuki Venüs'ün dizpozitörüne bakarsak bu hikaye aniden değişecektir. Haritada Venüs'ün dispozitörü Mars (Koç) Balık'ta ve 8. evdedir. 8. ev tüketen, hayata karşı duran bir alandır, aynı zamanda haritada Mars Venüs'ün 12. evinde çalışmaktadır. (Balık Koç'un 12. evinde kalır) Şimdi Monroe'nun ilişkiler ve aşk hayatında nasıl yıprandığını, hatta öldüğünü (Balık: uyuşturuclar ve  8.ev) görebiliriz.

Bu bağlamda anlatılabilecek pek çok konu daha var. Örneğin bir haritanın gündüz mü yoksa gece haritası olması da yorumu, ana göstergeleri değiştirir. Temel bilgileri ve Astroloji'nin gramerini eğer sadece günümüzde yazılan kitaplardan okursak bu tür trajik hatalara bol bol düşebiliriz. Burç yöneticilerinden, evlere kadar pek çok alanda bilgilerimizi gözden geçirmemiz ve körü körüne kafamıza göre bir yorum yapmamamız gerekiyor. 

13. BURÇ SPEKÜLASYONU


 Alman bilimadamlarının bazı iddialarına göre aslında 12 değil 13 burç var, biz yıllardır yanıltılıyoruz ve burçlarımız bize yanlış söyleniyor :))
Bu sorunsalı yaratanların derin bir astroloji bilgilerinin olmadığı çok aşikar! Zira astroloji "Mevsimsel Zodyak" kullanır ve astrolojide kullandığımız burçların takımyıldızlarıyla sadece isimsel benzerlikleri vardır. Daha doğrusu takımyıldızlar burçlara isim babalığı yapmıştır. Astroloji Zodyak'ı 12 eşit parçaya bölerek çalışır ve 30 dereceden oluşan her bir parça, yani burçlar, hayata farklı bakış açılarının enerjik yansımalarını ifade ederler. 12 makrokozmozun, evrenin, bütünselliğin sayısıdır ve astrolojik sembolizmin altında yatan felsefenin mihenk taşlarından birisidir. 12 sayısı bölünebilirliği açısından da Zodyak dairesi için mükemmeldir.
Yıldızlı gökyüzü Güneş'in yörüngesinin takip ettiği bir çadıra benzer. Güneş'in Zodyak'ın burçlarından geçişi evrensel Ben'e on iki-katlı bir ifade sağlar; böylelikle de varlıkların biçimlerinin çeşitlenmesine, türler oluşturmasına neden olur. Astroloji teoloji, felsefe ve metafizikle ilişki içindedir ve bilgelik gerektirir. Bilgelik olmaksızın astroloji, salt geleceği okumaya ya da kişinin mizacı hakkında narsist psikolojik takıntılara mahkumdur. Bilgeliğe uzanan yol, evrenselden geçer, öznelden değil.
Horoskop, her haritanın Zodyak'ın on iki burcunu gösterdiğini ortaya koyar. Bu da, her insanın kendi içinde zodyağın tamamına sahip olduğu anlamına gelir. Zodyak burçları ile sahip olduğumuz fiziksel beden arasında özel bir bağ vardır. Aziz En Nesefi, Zübdetül-Hakaik adlı eserinde şöyle diyor: "Küçük insanda ne varsa, büyük insanda da vardır." Bu da bizim Zodyak dediğimiz gökler kuşağı ile ve gezegenlerle bağlantımız olduğu anlamına gelir. Zodyak adeta "Dünya'nın Ruhu" olarak görülmüştür. İslam bilgini İbrahim Hakkı Erzurumi, Marifetname'sinde insanın feleklerle, yani Zodyak ile, benzerliği üzerine şunları söylüyor: "İnsan bedeninin göklerle benzerliği, burçlar sahibi göğün oniki burcunun olması gibi, bedenin de dışından içine on iki yolu olmasıdır. İki kulak, iki göz, iki burun deliği, ağız, iki meme, göbek ve iki abdest yolları."
Zodyak bir zamanlama aracıdır ve burçların kategorilere ayrılması aracılığıyla, içlerinde bulunan herhangi bir gezegenin işleyişini etkileyebilen özellikler de bu burçlara atfedilmiştir. Mevsimsel burçların dereceleri sadece Güneş'in değil, haritanın tüm faktörlerinin ekliptik boyunca yerleşimlerini hesaplamaya yarayan bir ölçüt olarak kullanılır. Güneş'in Mevsimsel Zodyak'taki yerleşimi, yılın hangi zamanında olunduğunun açık bir göstergesidir.

Güneş'in tüm dünyevi canlılar ve doğa üzerinde açık bir etkisi vardır ve burçlardan geçerken, yani bir yıl içinde ilkbahar, yaz, sonbahar, kış şeklinde dört zaman diliminden geçişlerinde, dünyevi canlılar üzerindeki etkisi farklılık gösterir.
Burçlar kuşağındaki bölümleme, temel olarak Güneş'in mevsimsel olarak burçlardan geçerken sergilediği hareketine dayanır. Üç türlü hareket vardır: öncü, sabit ve değişken...

Güneş'in öncü burçlardan herhangi birine girmesi, mevsimlerin değişiminin başlangıcını gösterir. 21 Mart'ta Güneş öncü burçların ilki olan Koç burcuna girdiğinde bu ilkbahar başlangıcıdır. Bu yüzden, öncü burçlar başlangıç yapabilme, olayları başlatabilme, değiştirebilme kabiliyetini temsil ederler. Güneş'in 21 Haziran'da Yengeç burcuna girişi yazın, 23 Eylül'de Terazi burcuna girişi sonbaharın, Güneş'in 21 Aralık'ta Oğlak burcuna girişi kışın başlangıcıdır.

Güneş sabit burçlardan birine girdiğinde, mevsimsel ısı olarak beklenen derecelerin doruk seviyesinin test edilmesi mümkündür. Güneş'in sabit burçlardan geçişi, mevsimin oturduğunun, meteorolojik ve ısısal beklentinin normal, olağan seyrettiğinin işaretçisidir. Güneş 21 Nisan'da sabit burçların ilki olan Boğa'ya girdiğinde, ilkbahar mevsim ısı ortalamalarının istikrarlı bir seyir izlediğine şahit oluruz. Güneş 23 Temmuz'da sabit burçlardan Aslan'a girdiğinde, yazın inatçı sıcaklarından şikayet ederiz. Çünkü ısı belli derecelerde bir süreklilik kazanmıştır. Güneş 23 Ekim'de Akrep burcuna girdiğinde, sonbahar mevsiminin tipik özelliklerinin belirginleştiğine şahit oluruz. Güneş 20 Ocak'ta Kova burcuna girdiğinde, kara kış yüzünü gösterir. Bu kez bir türlü bitmek bilmeyen soğuklardan şikatey ederiz. Bu yüzden sabit burçlar, mevcut şartları devam ettirebilme kabiliyeti olarak görülürler.

Güneş'in değişken burçlardan birine girişi, geçiş döneminde olduğumuzu gösterir. Değişken burçlar İkizler, Başak, Yay ve Balık'tır. Bu burçlar yeni mevsimin gelişini haber verirler. İbrahim Hakkı Erzurumi değişken burçları "karışıtıran burçlar" olarak nitelendirmiştir. Şöyle diyor: "Bunlara bu ismin verilmesinin sebebi: Güneş bu burçların paralelinde iken, her birinde zaman, bulunduğu durumla diğer durum arasında karışmıştır". Bu burçlar ikiliği temsil ettiklerinden "çift vücutlu burçlar" olarak da anılırlar. İfadenin değişkenliğini anlatırlar. Enerjiyi idare eder; durağan enerji ile hareketli enerji arasında denge yaratırlar. Güneş'in 21 Mayıs'ta İkizler burcuna girmesiyle birlikte, havaların bazen sıcak, bazen soğuk olduğu günlerde oluruz. Yazın gelişini hissetmeye başlarız. Ama henüz hava ısısı istikrarlı değildir. Günün belli bir kısmında havanın sıcak gözüktüğüne kanmamak gerekir. Ortalık birden soğuyabilir. Güneş'in 23 Ağustos'ta Başak burcuna geçişiyle, sonbaharın gelmekte olduğunu hissederiz. Yazın giydiğimiz ince ve rahat giysilerle artık üşümeye başlarız. Güneş'in sıcaklığını istikrarlı biçimde hissetmeyiz. Hava bir anda değişebilir. Güneş'in 22 Kasım'da Yay burcuna ve nihayet 19 Şubat'ta Balık burcuna girişiyle de benzeri şeyler hissedilecektir.

Amerikalı astrolog Robert Hand "Horoscope Symbols" adlı muhteşem eserinde neden Mevsimsel Zodyak kullandığımızı söyle açıklıyor: "Mevsimsel Zodyak'ın başlangıcı kesin bir astronomik gerçekliğe dayanır. Mevsimsel "0" Koç, biri ikincil hareketin gerçekleştiği ekliptik düzlemi, diğeri ise birincil hareketin gerçekleştiği ekvator düzlemi olan, iki temel düzlemin kesişim noktasını gösterir. Mevsimsel "0" Koç, Güneş'in yıllık döngüsünün başlangıcını gösterir: baharın ilk gününde Güneş, Dünya'nın ekvatorunun tam yukarısında; en uç kuzey ve güney deklinasyonlarının tam arasındadır. Kuzey Kutbu'nda yazın ilk gününde Güneş en kuzeydeki deklinasyonuna ulaşır. Bu, Güneş'in kuzeye doğru ilerlemesinin sona erdiği yaz gündönümüdür. Sonbaharın ilk gününde, Güneş yine ekvatorun tam yukarısına gelir; bu, sonbahar ekinoksunu gösterir. Kışın ilk gününde ise Güneş en güneydeki deklinasyonuna ulaşır; bu da kış gündönümünü gösterir. Bu Güneş-Dünya döngüsü, dört mevsimi gösterir; bu nedenle Mevsimsel burçlar, Güneş ile Dünya arasındaki en temel döngüsel ilişkilerden birini çok gerçekçi bir şekilde yansıtırlar."

Evet, görüldüğü üzere mevsimler en bariz astronomik döngülerden biridir ve hem Dünya hem de canlılar üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Güneş'in her burç değiştirişinde, etrafımızdaki doğadaki değişimi de gözlemleriz. Güneş'in Koç bucuna girişiyle ilkbahar gelir ve doğadaki canlanmayı gözlemleriz. Bitkiler, hayvanlar adeta kış uykusundan uyanmanın coşkusu içerisindedirler. Güneş'in Boğa burcuna geçişiyle, sakinleşir ve dinginleşiriz. Bu huzur doğaya da yansır. Yaprakların artık iyice yeşerdiğini, çiçeklerin açtığını, hayvanların doğanın cömertliğinden ve besleyiciliğinden doyasıya faydalandığını görürüz. Güneş'in İkizler burcuna geçişiyle birlikte huzursuzca hareketleniriz. Havaların bazı günlerde güzelleşmesiyle birlikte gezip tozmalar başlar. Bahardan yaza geçiş yapacak olmamızın üzerimizde yarattığı havai etkileri hissetmeye başlarız. Hava koşulları çoğunlukla rüzgarlı ve değişkendir... Benzer şekilde Güneş'in oniki burca girişinde, doğadaki değişimleri gözünüzün önüne getirin ve bu özellikleri burçların özellikleriyle karşılaştırın. Mükemmel uyumun ve sistemin nasıl çalıştığının farkına varacaksınız... 

Kısacası, mevsimler her zaman dört tanedir ve oniki ay vardır. Bölümleme mükemmel bir biçimde yapılmıştır ve makrokozmozu, evreni, bütünselliği simgeleyen 12 rakamını işaret etmektedir. 12 sayısı bölünebilirliği açısından da Zodyak dairesi için mükemmeldir. 13 takım yıldız olması, 13 burç olması gibi bir gereklilik doğurmaz. Üstelik astrologlar, spekülatif haberde verilen yanlış bilginin tam tersine, kadim zamanlardan bu yana Güneş'in takip ettiği yol üzerinde (Ekliptik) 13 takımyıldız olduğunun farkındadırlar. Hatta ek bir bilgi vermek gerekirse, bilinen en eski Babil Zodyak'ında on sekiz takımyıldız bulunmaktaydı: bugün kullandığımız on ikinin on tanesi ve bunlara ek olarak da Pleiades, Hyades, Orion, Perseus, Auriga, Praesepe ve Güneyli ve Kuzeyli Balık. On sekiz burçlu Zodyak, M.Ö. 6.yy'da hala kullanılmaktaydı. Daha sonraları, M.Ö. 600'de, Zodyak'ın on iki takımyıldızını oluşturmak için bunlardan bazıları birleştirildi ve bazıları da çıkarıldı. Burçlar kuşağını 12 eşit parçaya bölenler matematikte çok ilerlemiş bir uygarlık olan Babiller'dir ve bunu zaman hesaplarını kolaylaştırmak için yapmışlardı. Zira takımyıldızların kapladığı alanlar eşit değildir. Babiller bu 12 eşit parçadan her birine, o tarihte arka planda denk gelen takım yıldızların adını vermişlerdi. Fakat daha sonra arka plandaki takımyıldızların yerleri kayma nedeniyle değişti, ama burçlar halen bu adlarla anılmaktadırlar.

Bahsi geçen haberde iddia edilenin tam tersine kadim astrologlar, Güneş'in merkezde olduğunun da, Copernicus'tan çok daha eski dönemlerden beri, ta Akadlar'dan beri farkındadırlar. Akadların şimdi Berlin Müzesi'nde bulunan silindir bir mühür üzerinde Güneş'in merkezde olduğu ve bütün gezegenlerin gösterildiği Güneş merkezli sistemi resmettikleri biliniyor. Mayaların da Güneş'in merkezde olduğunu bildikleri söyleniyor. Astrolojinin Dünya merkezli alınmasındaki amaç, astronomik olarak Dünya'nın merkezde olduğunun düşünülmesiyle asla ilişkilendirilmemelidir. Buradaki amaç, insanoğlunu merkezde alarak, onun gözünden gökyüzüne bakılmış olmasıdır. Bu yüzden bu tür iddiaları cahilce, araştırılmamış ve bir teoriye dayanmayan spekülasyonlardan öte görmenin imkanı yoktur! Üstelik Almanlar tarafından ortaya atılmış bu iddialar güncel de değildir. Bu konuda belirtilen görüşlerin 2004 yılına yönelik olduğunu, küçük bir araştırma yapanlar bile açıklıkla görecektir. Güzel Türkiyem'in güzide habercilerinin bu konuyu durup dururken, sanki yeni ortaya atılmış gibi sunmalarının ne anlamı olduğunu anlamış değiliz. Bu iddialar zaten zamanında çürütülmüştür.
Ha bu arada, kimsenin burcunun değiştiği falan da yok. Son bir kez daha altını çizmiş olayım. Zaten röportajlarda sokaktaki insana sorduklarında, bir tanesinin bile burcunun değişmiş olduğuna inanmadığı gözlerden kaçmadı. Astroloji gözleme ve bu gözlemler de binlerce yıllık çalışmalara dayanır. Bilmeyenlere hatırlatmış olalım...
Sözlerime burada son verirken, günümüz astrolojisinin bu seviyesine varmasında çok önemli rol oynayan ortaçağ astrologu Guido Bonatti'nin Liber Astronomiae'sinden bir alıntıyla sizleri başbaşa bırakıyorum. Bakın burçlara neden bu isimlerin verildiğini açıklarken nasıl da Güneş'in hareketlerinden yararlanıyor...
"Güneş Koç'a girdiğinde sıcaklık yükselir; çünkü Güneş ekvator çizgisinden uzaklaşır ve kuzeyli bölgelerin doruk noktasına yaklaşır ve güçlenir; bu nedenle Koç'un hayvani güçlere benzer güçleri olduğu söylenir. Ardından sıcaklık Güneş'in Koç'ta olduğu zamana göre artar ve güçlenir; ve bu Boğa'nın doğasına atfedilir; çünkü Boğa Koç'tan daha güçlü bir hayvandır, ve Güneş'in ekvatordan uzaklaşması ve kuzeyli bölgenin doruk noktasına yaklaşması Koç'ta olduğundan daha fazladır. Ardından Güneş İkizler'e girer ve bu burca İkizler denmiştir; çünkü sıcaklık ikiye katlanmaktadır. Ardından Güneş ekvatordan en uzak olduğu noktaya ve tepenin üstündeki en yüksek noktaya ulaşır.

Bu noktadan itibaren Güneş ekvatora geri dönmeye başlar ve ardından da Yengeç'e girer; çünkü Yengeç geri geri yürüyen bir hayvandır. Yengecin bazen ileri bazen de geri yürüyen bir hayvan olması gibi, Güneş de ekvatordan uzaklaşır, en fazla uzaklaştığı noktaya ulaşır, sonra ekvatora geri dönmeye başlar ve de bir yengeç gibi geri dönmeye başladığı söylenir. Güneş Yengeç'i terk ettikten sonra Aslan'a girer; Aslan'da olduğunun söylenmesinin nedeni sıcaklığın artması ve havanın katışıksız olmaması nedeniyle giderek güçlenmesi, keskinleşmesi ve sertleşmesi ve nemliliğin olmamasıdır. Bu nedenle, Aslan sert, güçlü ve acımasız bir hayvan olduğu için, bu burca özellikle bu hayvanın ismi verilmiştir. Ondan sonra, sıcaklık azalır ve varlıklarda gelişme ya da belirli tohumların filizlenmesi dışında düzenli bir doğum yoktur; ve bu burca Başak [Virgo] adı verilir, çünkü bir bakire [virgin] aciz ve kısır bir hayvandır, ve her şey azalma ve neredeyse kısırlık eğilimi gösterir.

Ardından Güneş Terazi'ye girer, çünkü gündüzler gecelerle eşittir ve sıcaklık azalır [daha da fazla]; böylelikle sıcaklık ve soğukluk eşitlenir; çünkü ardından soğukluk artmaya başlar ve bu dönemde her şey eşittir. Ardından Güneş Akrep'e girer ve soğukluk sıcaklığı geçer. Şeyler biraz soğuk ve biraz da ılık hale gelir. Hava fırtınalıdır ve yağmur yağar. Acı verici hastalıklar, salgınlar ve zehir gibi ölümcül şeyler ortaya çıkar. Bu nedenle bu burç adını zehirli akrepten alır. Ardından soğukluk sıcaklığı daha fazla geçer ve Güneş'in Yay'a girdiği söylenir. Burada hava değişimleri meydana gelir. Hava soğur ve çok soğuk, dondurucu rüzgarlar çıkar, ve kar yağar ve buz gibi rüzgarlar eser; tıpkı hayvanları ve bitkileri öldüren oklar gibi.

Ardından soğuk sıcaklığı, sanki sıcaklık yok edilmiş gibi, daha da geçer, ve hava dondurucu bir fırtınaya dönüşür ve melankolik hale gelir, ve kar yağışı artar ve en büyük soğuk ve buzlanma yaşanır. Bu nedenle, Keçi soğuk, kuru ve melankolik bir hayvan olduğu için, bu burca bu hayvandan ötürü Oğlak adı verilmiştir. Güneş, burada ekvatordan güneye doğru en yüksek inişindedir. Ardından tekrar ekvatora döner, soğuk azalır ve ara sıra karın yerini yağmur alır. Hava daha nemli hale gelir; bu nedenle bir sonraki burç ismini bu dönemde havanın yumuşamasından almıştır. Güneş Balık'a girer ve bu burç ismini bir su hayvanı olan balıktan almıştır; çünkü bu dönemde yağmur yılın başka bir zamanında olduğundan (bazı tesadüfi zamanlar hariç) çok daha boldur ve bazen kar yağsa, don ya da buz olsa da bunlar kışın başka bir dönemine kıyasla çok daha çabuk suya dönüşürler."